Muğla‘nın Bodrum ilçesinde Güneşin Sofrası Platformu tarafından “Üç Fidan” olarak da tanımlanan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan idam edilişlerinin 54’üncü yıl dönümünde anıldı.
Bodrum Belediye Meydanı’nda dün (6 Mayıs) saat 18:00’de düzenlenen anma töreninde bir dakikalık saygı duruşunun ardından basın açıklaması okundu.
Bahtışen Karahan tarafından okunan basın açıklamasında, şu bilgiler aktarıldı:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Hüseyin İnan, 1947 yılında Kayseri’nin Sarız ilçesinde doğdu. 1966 yılında ODTÜ İdari Bilimler Fakültesi’nde öğrenim hayatına başladı ve sosyalist devrimci öğrenci hareketleri içerisinde aktif olarak yer aldı.
Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun (THKO) kurucularındandı. 23 Mart 1971’de yakalandı ve 6 Mayıs 1972’de Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde idam edildi.”


Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş hakkında ise şu ifadelere yer verildi:
“Yusuf Aslan, 1947 yılında Yozgat’ta doğdu. Öğrenim yaşamına 1966 yılında ODTÜ’de başladı. Devamında sosyalist öğrenci gruplarında faaliyet gösterdi. 1971 yılında Sivas’ta yakalandı ve 6 Mayıs 1972’de Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde idam edildi.
Deniz Gezmiş, 1947 yılında Ankara’da doğdu. 1966 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Lider kişiliğiyle dikkat çeken Deniz Gezmiş, pek çok eyleme katıldı ve bu eylemlere öncülük etti. 1971 yılında Sivas’ın Gemerek ilçesinde yakalandı ve 6 Mayıs 1972’de Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde idam edildi.”
“ANTİ-EMPERYALİST MÜCADELENİN İLK İŞARET FİŞEĞİ”
Üç Fidan’ın hayatından bazı kesitlerin hatırlatıldığı açıklamada, “Anti-emperyalist mücadelenin ilk işaret fişeği bu gençler tarafından atıldı. ABD Büyükelçisi Robert Komer’in aracının yakılması, ABD 6. Filosu’nun denize dökülmesi, ‘Tam Bağımsız Türkiye’ yürüyüşleri gibi eylemler bunun yalnızca birkaç örneğidir” denildi.
Ayrıca, “Özerk, demokratik ve bilimsel eğitim için üniversitelerde dernekler ve komiteler kurarak olağanüstü çalışmalar yürüttüler. Bugün apartmanlarda kurulan, diploması işe yaramayan tabela üniversitelerini düşündüğümüzde, 68 kuşağının itirazlarının haklılığını bir kez daha anlamış oluyoruz” açıklamasında bulunuldu.


Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:
“İmece ve dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergileyerek Hakkâri’de Zap Suyu üzerine köprü inşa etmiş, öğrencilerin ve yöre halkının hayati ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sunmuşlardır.
Sosyalist düşünce dünyası aynı zamanda enternasyonalist olmayı da gerektirir. Filistin kamplarında bulunarak dayanışmanın en güzel örneklerinden birini göstermişlerdir.”
“Üç Fidan, adil ve bağımsız bir yargılama sürecinden geçirilmeden idama mahkum edildi” ifadesinin yer aldığı açıklama şöyle devam etti:
“İdam kararları, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel döneminde, ‘3’e 3’ sloganlarıyla yankılanan Meclis salonlarında intikam duygusuyla onaylandı.”
68 gençliğinin itiraz ettiği konuların, farklı biçimlerde de olsa hala güncelliğini koruduğu ve emperyalizmin saldırı mekanizmalarının işgal, savaş ve katliam politikalarıyla sürdürüldüğü vurgulanan açıklamada; şunlar aktarıldı:
“Bizler, Denizlerin yaktığı meşaleyi taşımaya kararlıyız. Demokrasi ve sosyalizm mücadelesinden bir milim geri adım atmadan; paydaşlarımızla birlikte azim ve kararlılıkla itiraz etmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz.”
Basın açıklaması “Haklıyız, kazanacağız. Yaşasın devrim ve sosyalizm” sözleriyle sona erdi.


“HIDIRELLEZ ŞAFAĞINDA KATLEDİLENLERİN TARİHİ 6 MAYIS 1972”
DİSK Devrimci Emekliler Sendikası Bodrum Şube Başkanı İbrahim Uzun, basın açıklamasının ardından şunları söyledi:
“Hıdırellez şafağında, yıldızların ışığında bir darağacında parkasıyla gürledi Deniz: ‘Beni siz değil, ben kendi kendimi asarım’ dedi ve sandalyeye kendisi vurdu tekmesini. Hıdırellez şafağında katledilenlerin tarihi 6 Mayıs 1972. Siz, beni öldü mü zannettiniz?
6 Mayıs 1972’den sonra milyonlarca insanın adı Deniz, Hüseyin, Mahir, Ulaş olarak tarihin derinliklerinde hâlâ izlerini taşıyor. Çocukların isimleri Denizler, Hüseyinler, Mahirler olarak artık hafızalarımızda yer tutuyor.
Uzun, “Emperyalizmin yerli işbirlikçileri tarafından halkın evlerine seçilip, masum üç gencin idamını onaylayan, Türkiye Büyük Millet Meclisi oturumunda bulunan ve onların cellatlığını yapmak için el kaldıranları da tarih önünde ilelebet yargılamaya devam edeceğiz” şeklinde sözlerini sonlandırdı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

