Bodrum “toplu tecavüz” davasında beraat kararı verildi: “Süreç bizim için bitmiş değil”

Muğla’nın Bodrum ilçesinde ‘toplu tecavüz’ davası olarak bilinen cinsel saldırı davasında, üç hakimden birinin karşı oyuyla, sanıklara beraat kararı verildi. Cinsel saldırıya mazur bırakılan kadının avukatları ise karara itiraz edeceklerini açıkladı.

Muğla’nın Bodrum ilçesinde bugün saat 09:45’te Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi’nde bir kadına cinsel saldırıda bulundukları gerekçesiyle dans okulu sahibi F.D.I ile E.Ü’nün yargılandığı davanın karar duruşması görüldü.

Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı duruşma öncesinde, duruşmayı izleyenlerin telefonları kapattırılarak salona girmeden önce telefonlar teker teker kontrol edildi.

Tarafların avukatları ile Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu temsilcisi ve sanık F.D.I’nın katıldığı duruşmaya, sanık E.Ü. sağlık raporu sunarak katılmadı. Duruşmayı Bodrum Kadın Dayanışma Derneği (BKD) ile Cumhuriyet Halk Partili ve Türkiye İşçi Partili kadınlar izledi.

Duruşmada Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaasında bir değişiklik olmadığı belirtildi ve cinsel saldırıya maruz bırakılan kadının avukatların beyanları dinlendi.

Avukat Funda Ekin, kadının davanın her aşamasında yaşadıklarını tutarlı bir şeklide ifade ettiğinin altını çizerek buna karşın sanıkların ifadelerindeki çelişkili olduğunu söyledi. Kadının olayı şikayet etmesi için geçen dört gününün geç olmadığını dile getiren Ekin, olayın kadının 12 yıllık arkadaşlarının evinde, en yakın çevresinin yanında gerçekleştiğini hatırlattı.

Türkiye’de kadına yönelik şiddetin boyutlarına dikkat çeken Ekin, “Bazı insanların fantezi olarak gördüğü şeyler bazı insanlar için travma oluyor” dedi. Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 16 Ekim 2020 tarihli kararanına vurgu yapan Ekin, kadının tutarlı anlatımına dikkat çekerek, iftira atması için bir husumet sebebinin de bulunmadığını dile getirdi. Ekin; dosyada yer alan, kadının ruhsal durumuna dair raporun ise başlı başına bir kanıt niteliğinde olduğunu belirtti.

Savcının, sanıkların “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçunda beraat etmesini yönündeki mütalaasına katılmadıklarını belirten Ekin, sanıklara en ağır cezanın verilmesini talep etti.

“CİNSEL SALDIRI SUÇLARINDA İLK SUÇLANAN FAİL DEĞİL KADIN OLUYOR”

Avukat Evrim İnan ise sanıkların savunmalarını suçtan zarar gören kadının geç şikayette bulunması üzerinden yapmasının, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden bihaber olunması şeklinde yorumladı. İnan, Türkiye’de cinsel saldırı suçlarında ilk suçlananın fail değil kadın olması, adli mercilerde kadının sözüne güvenilmeyeceği düşüncesi, olumsuz geri dönüş kaygısı, yaşadıklarını yeniden anlatmak zorunda kalacağına dair çekincelerle kadının hemen değil dört gün sonra şikayette bulunduğunu söyledi.

İnan’ın beyanları sırasında sanık avukatının gülmesi üzerine tepki gösteren İnan’a, sanık avukatı “Aklıma başka bir şey geldi ona gülüyorum” şeklinde yanıt verdi.  

Sanıkların davanın başından itibaren hiçbir pişmanlık göstermediğini dile getiren İnan, cezadan kurtulmak için “rıza” uydurulduğunu söyledi.

Avukat Özgecan Tut ise, sanıkların kovuşturma ve soruşturma aşamasındaki ifadelerinin çelişkili olduğunu belirterek tanıkların da yalan beyanlarda bulunarak mahkemeyi yanılttıklarını söyledi. Suçun katalog suçlardan olmasına rağmen ve tanıklara baskı uygulanmasına rağmen sanıkların tutuksuz yargılandığına dikkat çeken Tut, sanıkların en üst hadden cezalandırılmasını istedi.

Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu adına konuşan Elif Zehra Ertürk ise davaya müdahillik taleplerinin devam ettiğini belirterek meslektaşlarına katıldığını, sanıkların indirim olmadan cezalandırılmasın talep etti.

Sanık F.D.I. ise mütalaaya katılmadığını söyleyerek suçtan zarar gören kadının Bodrum Kadın Dayanışma Derneği ve rakip dans kulübü tarafından yönlendirildiğini öne sürdü ve kadının olayın hemen ardından değil, geç şikayette bulunduğunu söyledi. Hayatı boyunca hiçbir suç işlemediğini dile getiren sanık F.D.I, suçtan zarar gören kadının olay örgüsünde tutarsızlık olduğunu, Yeşilçam filmi gibi olay örgüsü sunduğunu söyledi.

Kadının ifadelerinin tutarsız olduğunu yineleyen sanık avukatları, husumet sebebinin ise rakip dans okulu tarafından kadının yönlendirildiği iddia edildi.

Kararın açıklanması için verilen aranın ardından ise üç hakimden birinin karşı oyuyla, sanıklara beraat kararı verildiği açıklandı.

“BU KARAR TESADÜF DEĞİL, BİZ ZATEN BU YÜZDEN ERKEK ADALET DEĞİL, GERÇEK ADALET DİYORUZ”

Kararın ardından davayı takip eden kadınlar ve avukatlar bir açıklama yaparak karara itiraz edileceğini dile getirdi. Açıklamada ilk olarak konuşan Avukat Funda Ekin, kararın oy çokluğu ile verilmiş olmasına dikkat çekerek, “Muhalif hakim de var bu karara ceza almaları gerektiğini söyleyen. Bizim için tabii ki çok üzücü bir karar. Çünkü bunca zorluğa rağmen, engele rağmen, içinde bulunduğu duruma rağmen şikayet etme cesaretini göstermiş ve sürecin başından itibaren sayısız kere beyan vermiş, sağlık kontrolleri yaptırmış, her defasında bu olayı yeniden yeniden yaşayarak anlatmak zorunda kalmış olan başvurucunun, bu kararla cesaretini bir kere daha kırıldığını tabii ki biliyoruz. Ama süreç bizim için bitmiş değil” dedi.

Bu tür dosyalarda alınan bu kararların tesadüf olmadığını belirten Ekin, “Biz zaten o yüzden erkek adalet değil, gerçek adalet diyoruz. Duruşmada da bunları vurguladık aslında. Başvurunun ne kadar büyük bir zorlukla şikayet etmeye karar verebildiğini, dosyada somut deliller olduğunu, sanıkların beyanlarının son derece çelişkili olduğunu, üstelik de kendisinin uğradığı cinsel saldırı sebebiyle duruşma huzurunda verilen ifadelerle ve adli tıp raporuyla akut stres bozukluğu ve sürekli depresyon tanısı aldığını; ki bunlar Yargıtay nezdinde aslında dosyadaki delillerin yanı sıra ceza verilmesine yeter kabul edilen deliller; bunlar da olduğu halde bu şekilde karar verilmesi bize göre son derece yanlış” ifadelerini kullandı.

“BU KARARI BİR SON OLARAK KABUL ETMİYORUZ, MÜCADELEMİZ BİTMEDİ”

Usule aykırı olarak da kararın gerekçesini öğrenemediklerini belirten Ekin, gerekçeli kararın ardından da daha detaylı bir açıklama yapacaklarını söyledi. “Kararın gerekçesi bizim için önemli” diye Ekin, “Usulen kısa kararda aslında bunun da muhalefet şerhi gerekçesinin de bize bildirilmesi gerekiyordu yazılı olmasa bile. Bunlarla birlikte yeniden değerlendirme yapacağız” dedi.

Suçtan zarar gören kadının geç şikayette bulunduğuna dair iddiayı eleştiren Ekin şunları söyledi: “Eğer bir mağdur cinsel saldırıya uğradığında hemen ertesinde karakola gidip bütün deliller toplanmışsa ceza zaten veriliyor. Bu çok basit bir şey ama Türkiye’de cinsel saldırı oranlarının, ensest oranlarının çok yüksek olduğu, bunların aslında bu meşakkatli süreçler nedeniyle genellikle gizli kaldığı, cezasızlık nedeniyle olayın mağduru olan kadınların, kız çocuklarının iki kere mağdur olduğu, dolaylı tramvaya da uğradığı biliniyor ve bu dosyalarda zaten genellikle istinaf, temyiz, Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla temel ilkeler tespit edilip sonuçta doğru sonuca ulaşılabiliyor. Ama bu uzun süreç gerçekten de başvurucunun kendisini ekstra olarak yeniden mağdur ediyor. Bizim hem kendi adımıza hem de başvurucu adına, müvekkilimiz adına mücadelemiz bitmedi. Yani biz bunu bir son olarak kabul etmiyoruz bu dosyada da. İstinafla ilgili de gerekli çalışmalarımızı yapacağız ve dayanışmamıza devam edeceğiz.”

“KADININ BEYANI ESASTIR DEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Avukat Evrim İnan ise, Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerçek ve adil bir karar vermediği kanaatinde olduklarını belirtti. İnan, “Burada aslında suçtan zarar gören kadına ‘Sen yalnızsın, adli mekanizmalar da sana inanmadı. Ne yazık ki maruz kaldığın suçla baş başa bırakıyoruz’ şeklinde bir karar vermiş oldu. Yine de çok kötümser düşünmemek gerekiyor. En azından sadece oy çokluğuyla verilmiş olan bir karar olduğu için de cesaretinden dolayı diğer üye hakimin karşıt görüşünün de olduğu ve bize de aslında bizim savunularımıza da hak verdiğini burada görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Kadınların yanında taraf olmaya devam edeceklerini vurgulayan İnan, “Çünkü kadının beyanı esas alınmalıdır. Daha önce de bu yönde bir sürü içtihat var. Yargıtay kararları var, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karaları var. Bu dava burada bitmedi. Biz bitti demeden bitmeyecek. Biz kadının davasının ve haklı mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

“DEVLETİN SAĞLAMADIĞI DESTEK MEKANİZMALARINI BİZ KADINLAR DAYANIŞARAK VE ÖRGÜTLENEREK SAĞLIYORUZ”

Cinsel şiddete maruz bırakılan kadının olayına ardından BKD’ye başvurmasının doğru bir şeklide yönlendirilmesini sağladığını bir önceki duruşmanın ardından yaptığı açıklamada da dile getiren İnan şunları söyledi:

“Şiddete maruz bırakılan kadınların adalete olan güvenleri -bugünkü kararda da gördüğümüz üzere aslında onaylandığı üzere- sarsıldığı için, yüksek derecede sarsıldığı için erkek şiddetine karşı mücadele veren kadın örgütlerine başvurmaları tabii ki süreci aslında kolaylaştırıyor. Mesela bu örnekte olduğu gibi belki örnek üzerinden anlatması daha kolay anlaşılır olur. Bodrum Devlet Hastanesi’nde 2022 yılına kadar cinsel saldırı muayene raporu bile düzenlenmiyordu. Başhekim bile bu böyle bir raporun olduğundan habersizdi. Bizim bu mücadelemiz sonucunda 2022 yılından itibaren bu raporlar artık tanzim edilmeye başlandı. Eksik de olsa tanzim edilmeye başlandı. Dolayısıyla biz başvurucuyu 2021 Eylül ayında olduğu için Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’ndeki Adli Tıp Kurumu’na ve acil giriş yaptırarak aslında bu raporu alınmasını sağladık. Biz de bu bilgi ve bu deneyimler olmasaydı kadın belki başka yerlere başvuru yapacak veya hiç başvuru yapamayacak derecede yalnızlaştırılmış olacaktı. Biz hem hukuki süreci başlatmasını sağladık dernek olarak. Aynı zamanda gerek kendi derneğimizin psikoloğu vasıtasıyla gerekse Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın destekleriyle kadının psikolojik olarak güçlendirilmesi yönünde de destek almasını sağladık. Ve evet bu duruşmalara biz bir sürü kadınla geldik ve davanın takipçisi olduğumuzu ilan ediyoruz. Bu da kadının bu yargılama sürecindeki yaşadığı ve yaşatılan yalnızlaştırma sürecine en azından bir destektir. Yani devletin sağlamadığı destek mekanizmalarını biz kadınlar dayanışarak ve örgütlenerek sağlıyoruz. Bunu da sürdüreceğimizi bir daha bildirebiliriz.”