Bodrum Kent Konseyi Su Çalışma Grubu, bugün (21 Ocak 2026) “Ekinanbarı Desalinasyon (Tuzlu Su Arıtma) Tesisi Projesi” hakkında basın açıklaması yaptı. Muğla Çevre Platformu’ndan (MUÇEP) Umay Karabaş, “Sıfırdan bir şey yapmak yerine, biz neden kendi yarımadamızda halihazırda olan tesisleri öncelikle değerlendirmiyoruz?” diye sordu.
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı Ekinanbarı Mahallesi’nde MUSKİ tarafından yapılmak istenen “Ekinanbarı Desalinasyon (Tuzlu Su Arıtma) Tesisi Projesi”ne karşı Muğla Su İnisiyatifi (MSİ), 12 Ocak 2026’da bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirmişti.
Açıklamada, ters ozmoz teknolojisiyle deniz suyunu arıtacak 3 milyar TL’lik desalinasyon tesisine ilişkin ekolojik dengeyi kalıcı olarak bozacağı, yüksek enerji tüketimiyle iklim krizini derinleştireceği ve suyu metalaştırarak yaşamsal bir haktan ticari bir ürüne dönüştüreceği yönünde eleştiriler yapılmıştı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Ayrıca desalinasyon tesislerinin, dünyada genellikle su yönetiminde tüm diğer seçenekler tüketildikten sonra son çare olarak gündeme geldiğinin altının çizildiği açıklamada, projenin pahalılığı da eleştirilmişti.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, 16 Ocak 2026’da “Milas Ekinanbarı Kaynağından İçme ve Kullanma Suyu Temini (Desalinasyon) Projesi” ile “Muğla İçme Suyu Kayıp ve Kaçaklarının Azaltılması Projesi”nin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından onaylandığını açıklamıştı.


Bodrum Kent Konseyi Su Çalışma Grubu, bugün (21 Ocak 2026) proje hakkında teknik değerlendirme yapmak için basın açıklaması gerçekleştirdi.
Proje hakkında çevreci olmaması, yüksek enerji ihtiyacı ve pahalı olması yönündeki eleştirilerin vurgulandığı açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Çözüm olarak da yeni bir kaynaktan su arzı yerine; kayıp kaçağın önlenmesi, geri kazanma ve yağmur suyu hasatı ile su ihtiyacının karşılanması önerilmektedir.
Bodrum Kent Konseyi Su Çalışma Grubu olarak, bu çekinceleri de hesaba katarak; Ekinambarı projesi, diğer alternatifler göz önüne alındığında, eldeki verilere göre; süre, maliyet, çevreye uyum ve sürdürülebilirlik açılarından susuz Bodrum için önemli bir fırsat olduğunu yıllardır savunuyoruz.
“EKİNAMBARI PROJESİ SÜBJEKTİF YARGILARLA DEĞİL; SÜRE, MALİYET VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KRİTERLERİ IŞIĞINDA DEĞERLENDİRİLMELİDİR”
Bodrum’un su arıza güvenliğinin, iklim krizi ve artan nüfus baskısı nedeniyle kritik bir aşamada olduğunun altının çizildiği açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“2024 ve 2025 verilerine göre, Bodrum’a yüzeysel ve yeraltı kaynaklarından sağlanan toplam su miktarı yaklaşık 33-35 milyon metreküp düzeyinde kalmıştır.”
Yarımadanın güncel ihtiyacının, 44,5 milyon metreküpü aştığının belirtildiği açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Mevcut açığı kapatmak için yeraltı sularına aşırı yüklenilmesi, yarımada genelinde deniz suyu girişimi, tuzlanma riskini artırmaktadır. Bu bağlamda, Ekinambarı projesi sübjektif yargılarla değil; süre, maliyet ve sürdürülebilirlik kriterleri ışığında değerlendirilmelidir.”
Güllük Körfezi’nin kuzeyinde yer alan Ekinambarı karstik akiferinin, bölgenin en yüksek debili yeraltı suyu boşalım noktası olduğuna dikkat çekilen açıklamada, şunlar söylendi:
“1990’lı yıllardan bu yana DSİ, TÜBİTAK ve çeşitli üniversitelerce incelenen bu kaynağın debisi saniyede 5,4 metreküp olarak ölçülmüştür. Saniyede 2 metreküp su tahsisi, DSİ tarafından MUSKİ’ye yapmıştır. Saniyede 1 metreküplük kısmı Bodrum’un yıllık su açığını kapatabilecek en büyük hazır kaynaktır.”
Açıklamanın devamında, “Desalinasyon tesislerine yönelik çevresel kaygılar, Ekinambarı’nın özgün su yapısı nedeniyle yersizdir” denildi.


“DENİZ SUYU ARITMA TESİSLERİNDE GÖRÜLEN YÜKSEK YOĞUNLUKLU TUZ DEŞARJI RİSKİ BURADA YAŞANMAZ”
Ege Denizi’nin tuzluluğunun 35 bin mg/lt iken, Ekinambarı suyunun tuzluluğunun bu oranın çok altında olduğunun belirtildiği açıklamada, “Bu durum, arıtma işlemi sonrası oluşacak atık suyun tuzluluğunun sadece 19 bin mg/lt civarında kalmasını sağlar” ifadeleri kullanıldı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Deşarj edilecek suyun tuzluluk oranın, alıcı ortam olan Ege Denizi’nden daha düşük olduğunun ifade edildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Alıcı ortam olarak karstik yapıya geri verilmesi veya bölgedeki tarla balıkçılığının kullanımına sunulması da değerlendirilebilir. Bu nedenle, deniz suyu arıtma tesislerinde görülen yüksek yoğunluklu tuz deşarjı riski burada yaşanmaz. Derin deniz deşarjı ve difüzör sistemleri ile ekosistem üzerindeki etki ihmal edilebilir düzeydedir.”
Ayrıca, kıyı gerisindeki derin sondajlarla su temini yapılarak kıyı ekosisteminin korunacağının söylendiği açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Modern Ters Ozmoz (RO) teknolojisi ve Ekinambarı suyunun düşük tuzluluk oranı sayesinde spesifik enerji tüketimi 2-2,5 kW-sa/m³ seviyelerine çekilebilecektir. Bu rakam, deniz suyu arıtma tesislerinin yarısı kadardır.”
“YAZIN KURUYAN DERELER ÜZERİNE BARAJ İNŞA ETMEK EKONOMİK BİR RİSK TEŞKİL EDER”
Proje için onaylanan 157,5 dönümlük arazinin, kurulacak bir Güneş Enerjisi Santrali (GES) ile tesisin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşılamaya uygun olduğunun belirtildiği açıklamada, “Bu hem işletme maliyetini düşürecek hem de projenin karbon ayak izini minimize edecektir” denildi.
İçme suyu yatırımlarının, büyükşehir belediyelerinin sorumluluğunda olduğuna dikkat çekilen açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Günümüzde, yeni bir su kaynağı temin projesinin birim maliyetinin, finansman masrafları da dahil olmak üzere metreküpün 1 doların altına inmesi çok zordur. Bu mertebede bir maliyet Ekinambarı projesi ile sağlanabilir ama deniz suyunun arıtılması veya baraj projelerinde bu pek mümkün olamayacaktır.”
İklim krizi nedeniyle barajların güvenilir olmadığının belirtildiği açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Yazın kuruyan dereler üzerine baraj inşa etmek ekonomik bir risk teşkil ederken; Geyik ve Kayaderesi gibi kaynaklar madencilik faaliyetleri, tarımda kullanılan kimyasallar, sanayi ve evsel atık kirlilikleriyle tehdit altındadır.”
Açıklamanın devamında, “Ekinambarı projesinin ilk yatırım ve işletme maliyetleri, deniz suyu arıtma projelerine kıyasla yüzde 50 daha ekonomiktir” denildi.
“BODRUM’DA KONTROLSÜZ YAPILAŞMA VE GÖÇE BAĞLI NÜFUS ARTIŞI SÜRDÜRÜLEMEZ BİR NOKTAYA GELMİŞTİR”
“Bodrum’un gelecek 30-35 yılını kapsayan bütüncül bir ‘Su Master Planı’ hazırlanması elzemdir” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, bu planlama ve saha araştırması süreci en az iki yıl süreceği belirtildi.
Açıklamanın devamında, şu ifadeler kullanıldı:
“Bodrum’un kaybedecek vakti yoktur. Master plan çalışmaları sürerken, Ekinambarı projesinin hidrolojik, jeofizik, topografik saha araştırmaları ve tesis çalışmaları acilen başlatılmalıdır. Günlük 85 bin-90 bin metreküp kapasiteli bir tesis, iki -üç yıl gibi kısa bir sürede inşa edilerek Bodrum’un güncel su açığını kapatabilir.”
Eş zamanlı olarak su hasadı, gri su kullanımı ve şebekedeki kayıp-kaçak oranlarının yüzde 20 seviyelerine çekilmesi çalışmalarının yürütüldüğünün söylendiği açıklamada, şunlar altarıldı:
“Bodrum’da kontrolsüz yapılaşma ve göçe bağlı nüfus artışı sürdürülemez bir noktaya gelmiştir. Suyun yönetimi, sübjektif yaklaşımlarla değil; teknoloji, şeffaflık ve bilimsel verilerle yapılmalıdır. Ekinambarı Projesi, Bodrum halkının suya erişim hakkı için en akılcı ve doğa dostu çözümdür.”


UMAY KARABAŞ: “SU SADECE İNSAN KULLANIMINA AİT BİR KAYNAK DEĞİL”
Açıklamanın sonunda konuşan MUÇEP sözcüsü Umay Karabaş, “Mevzuat öyle dese de su sadece insan kullanımına ait bir kaynak değil” dedi.
Bodrum’daki su kullanımına dikkat çeken Karabaş, “Biz ayağımızı suyumuza göre uzatmayı seçmiyoruz da hep başka bir yerden ve bunlar nedense bir yeri bozarak oluyor, hep başka bir yerden su getirmeyi neden düşünüyoruz?” diye sordu.
Bodrum’da 13 arıtma tesisi olduğunu vurgulayan Karabaş, şunları aktardı:
“Bu 13 arıtma tesisinin sadece bir tanesi birazcık sulama için kullanılıyor. Geri kalanında ya derin deşarj yapılıyor ya da derelere veriliyor, açığa veriliyor. Bu tesis için kullanılacak bütçeyle Bodrum’da altyapısı da hazır olan tesislerde ileri biyolojik yapılıp, gri suyun daha da kullanılır hale gelmesi daha mümkün.”
Bodrum’un susuz olduğunu söyleyen Karabaş, “Bodrum’da korkunç bir kullanım var ve bunun hesabı da çok yok. Kışın Bodrum şantiyeye dönüyor. İnşaatlarda fütursuzca su kullanılıyor ve bu suyun bir kaydı yok” dedi.
Karabaş, son olarak “Sıfırdan bir şey yapmak yerine, biz neden kendi yarımadamızda halihazırda olan tesisleri öncelikle değerlendirmiyoruz?” diye sordu ve bununla ilgili Belediye’den veya başka kurumlardan fizibilite çalışması görmediklerini ifade etti.
HASAN PAÇAL: “EKİNAMBARI’NDAN BAŞKA ÇARE YOK”
Karabaş’ın konuşmasına ilişkin açıklama yapan Bodrum Kent Konseyi Su Çalışma Grubu Sözcüsü Hasan Paçal ise “Arıtma teknolojileri artık o kadar gelişmiş ki hangi kirlilikte su olursa olsun bunu arıtıyorsunuz” dedi.
Bodrum’da su ihtiyacının çok büyük olduğunu söyleyen Paçal, şu ifadeleri kullandı:
“Ekinambarı’ndan başka çare yok. O bile iki sene, üç sene, dört sene sürecek bir proje. Bu şehre nasıl su gelecek? Sizin söylediğinize yüzde 100 katılıyorum. Su kullanımı denen bir kavram yok, öyle bir adabımız yok, öyle bir kültürümüz yok.”
GEYİK BARAJI’NIN SUYUNU KİM KULLANIYOR?
Milas Geyik Barajı 1986-1988 yılları arasında Sarıçay üzerinde içme suyu temini için devlet tarafından inşa edilmişti fakat barajdaki su Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından 1986 yılında kurulan Yeniköy Termik Santrali’ne soğutma suyu için tahsis edilmişti.
Santral, 2014’te özelleştirilerek IC İçtaş Enerji ve Limak Enerji ortaklığındaki Yeniköy-Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. (YK Enerji) tarafından işletilemeye başlanmıştı.
YK Enerji’nin madene dönüştürmek için kesmek istediği Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’deki Akbelen Ormanı çevresinde yaşayan yurttaşların santralin bölgedeki suyu kestiğine yönelik açıklamalarının ardından Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MUSKİ) 2020 yılında bir açıklamada yapmıştı. Açıklamada özelleştirme devri sırasında iki termik santralin yanı sıra liman, madencilik sahaları ile lojman tesisleri ve Geyik Barajı’nın yüzde 75 hakkı ile Dereköy’de önceden Türkiye Elektrik Kurumu’na ait olan muhtelif parseller üzerindeki sondaj kuyularının da YK Enerji’ye devredildiği belirtilmişti.
MUSKİ, bu devire karşı çıkarak su kaynaklarının MUSKİ’ye devredilmesi için hukuki yollara başvurduğunu belirtmiş fakat sonuç alamadığını dile getirmiş ve şunları söylemişti:
“Danıştay 1. Dairesi 3 Ekim 2017 tarih, k.2017/1611 sayılı kararı ile bilirkişi raporundan hareketle Kemerköy ve Yeniköy Termik Santrallerindeki üretim faaliyetinin kapasite düşüklüğü yaşanmadan devamı için taşınmaza Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) Genel Müdürlüğü’nün daha fazla ihtiyacı olduğu sonucuna vararak MUSKİ Genel Müdürlüğü’nün devir isteminin reddi kararını kesin olmak üzere vermiştir.”
Su kaynaklarının MUSKİ’ye devredilmemesinin gerekçesi ise kuraklık döneminde termik santralin suya daha çok ihtiyacı olduğu ve su kullanımının kısıtlanabileceği olarak gösterilmişti.
Muğla Büyükşehir Belediyesi 8 Ocak 2024 yılında yaptığı bir açıklamada, Bodrum’daki su ihtiyacının giderilebilmesi için Geyik Barajı’nın Elektrik Üretim Anonim Şirketinden (EÜAŞ) satın alıp buradaki suyun tamamını Bodrum’a aktarmayı planladıklarını açıklamıştı.
Buna karşılık Muğla Su İnisiyatifi (MSİ) Su Tahsisleri Hakkındaki Yönetmeliğin 7’nci maddesinde suyun kullanımında halkın içme ve kullanma suyu ihtiyacını en başa koyulduğunu hatırlatarak Geyik Barajı’nın suyunun termik santrale soğutma suyu olarak verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmişti ve satın almaya itirazını şöyle dile getirmişti:
“Muğla Büyükşehir Belediyesi yaptığı açıklamada Geyik Barajı’nı satın alarak Bodrum’da yaşanan su sıkıntısını çözmek istediğini kamuoyu ile paylaşmıştır. Peki kimin parası ile? Elbette ki Muğlalıların… Suyun on yıllardır bölge halkını susuzluğa mahkûm ederek hukuksuzca çalıştırılan termik santrallere peşkeş çekilmesine ses çıkarmayan BŞB Yönetimi davacı olmak yerine adaletsizlik kervanına katılarak bizlere yeni bir bedel ödetmeye hazırlanıyor. MSİ olarak Muğla BŞB yönetimine sesleniyoruz: Su yaşam hakkımızdır, ticaret konusu olamaz. Geyik Barajı zaten kamunundur ve daha fazla bedel ödemek istemiyoruz. Paramızın nereye harcanacağına biz karar veririz, halk adına böyle bir kirli ticarete girmenize onay vermiyoruz!”
Büyükşehir ise 17 Ocak 2024 tarihinde yaptığı bir başka açıklamada, “Bodrum’un su sorununun ortadan kalkması için kısa vadede başka yolumuz bulunmamaktadır” açıklaması yapmış ve Geyik Barajı’nın su kullanımına dair şu rakamları paylaşmıştı:
“MUSKİ ekipleri tarafından yapılan araştırmalara göre Bodrum’un yıllık su ihtiyacı 44,41 milyon metreküp olarak hesaplanırken Yarımada’ya Geyik, Mumcular barajları, Çamköy ve çeşitli bölgelerdeki yeraltı su kaynakları dahil toplam yıllık 29,50 milyon metreküp su sağlanıyor. Bu şekilde Bodrum’un su ihtiyacının sadece yüzde 66’sı karşılanabiliyor ve 14,92 milyon metreküp su açığı bulunuyor.”
Aynı açıklamada Geyik Barajı’ndan Yeniköy Kemerköy Termik Santrali’ne ise yıllık yaklaşık olarak 14 milyon metreküp suyun soğutma suyu olarak verildiği belirtilmişti.
YURTTAŞLARDAN BARAJLARDAKİ SUYUN TERMİK SANTRALLERE SOĞUTMA SUYU OLARAK VERİLMESİNE KARŞI DAVA
MSİ, yönetmeliklere aykırı biçimde Devlet Su İşleri’nin Yeniköy ve Yatağan termik santrallerine yaptığı su tahsisine karsı 5 Şubat 2024 tarihinde dava açmıştı.
Yurttaşların açtığı davada, özellikle Muğla’nın Bodrum ilçesinde yaşanan susuzluk sorununun temel nedeni olarak Geyik Barajı’ndan Yeniköy Termik Santrali’ne ve Dipsiz’in yeraltı sularının Yatağan Termik Santrali’ne soğutma suyu olarak kullanılmak üzere tahsis edilmesi gösterilmişti.
MUSKİ yönetimi, Danıştay 10. Dairesi’nde görülen davaya 17 Eylül 2024 tarihinde dilekçe vererek müdahil olduğunu açıklamıştı.
YÖNETMELİK NE SÖYLÜYOR?
Su Tahsisleri Hakkındaki Yönetmeliği’ne göre suyun kullanımında öncelik sıralaması yapılıyor. İlgili madde şu şeklide:
MADDE 7 – (1) Suyun miktarı, kalitesi, havzanın özelliği, zorunlu ihtiyaçlar ve şartlar başka türlü bir çözüm yolu gerektirmedikçe, su kaynaklarının kullanım amaçlarında aşağıdaki öncelik sırası uygulanır:
a) İçme ve kullanma suyu ihtiyacı.
b) Çevresel su ihtiyacı.
c) Tarımsal sulama ve su ürünleri yetiştiriciliği.
ç) Enerji üretimi ve sınai su ihtiyaçları.
d) Ticari, turizm, rekreasyon, madencilik, taşıma, ulaşım ile sair su ihtiyaçları.
(2) Su kaynağının yeterli olması halinde, havza planları çerçevesinde kaynağın birden fazla amaçla kullanımına öncelik sırası gözetilerek izin verilebilir.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!












