Bodrum Kadın Platformu, Türkiye’de kadınların, farklı sektörlerde çalışan erkekler tarafından maruz bırakıldıkları taciz ve istismar olaylarını sosyal medyadan “ifşa” etmelerine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada “Kadının beyanı esastır” vurgusu yapıldı.
Türkiye’de kadınların, 22 Ağustos’tan itibaren fotoğrafçı erkeklerin taciz iddialarını sosyal medya üzerinden paylaşmaya başladığı süreç, birkaç gün için farklı sektörlerden erkeklere dair iddiaların da paylaşılmasıyla bir “ifşa” ve “#MeToo” hareketine dönüştü.
Kültür, sanat ve medya gibi birçok sektörden erkek hakkında “ifşalar” hala paylaşılmaya devam ediyor.
#MeToo, İngilizce “ben de” anlamına geliyor. #MeToo söylemi ilk olarak 2017 yılında Hollywood’daki cinsel taciz ve istismar olaylarının sosyal medya üzerinden ifşa edilmesiyle dünya çapında yaygınlaştı. Kadınlar sosyal medyada #MeToo etiketi ile yaşadıkları taciz ve istismar deneyimlerini paylaşarak seslerini duyurmaya başladı. Bu söylem tacizi görünür kılmak, mağdurların yalnız olmadığını göstermek ve toplumsal farkındalık yaratmayı amaçlayan bir küresel bir dayanışma hareketine dönüştü.
“İFŞALAR, YAŞADIĞIMIZ BASKI VE ŞİDDET SARMALININ ÇARPICI BİR ŞEKİLDE GÖRÜNÜR HALE GELMESİNİ SAĞLADI”
Bu süreçte pek çok örgüt, yaşadıklarını anlatan kadınlara destek açıklaması yaptı. Son olarak Bodrum Kadın Platformu, “İfşa, kadınların susmama hakkıdır!” başlıklı bir açıklama yayınladı.


Açıklamada sürece dair şu değerlendirme yapıldı: “Son günlerde sanat çevrelerinden edebiyata, medyadan akademiye kadar birçok alandan kadınların ve LGBTİ+’ların paylaştığı ifşalar, yaşadığımız baskı ve şiddet sarmalının çarpıcı bir şekilde görünür hale gelmesini sağladı. Erkek şiddetinin, tacizin, mobbingin ve gücün kötüye kullanımının nasıl sistematik ve örgütlü bir şekilde hayatımızın her alanına yayıldığını bir kez daha hep beraber görüyoruz.”
Kadınların, hukuki yollar yerine ifşa yolunu tercih etmelerinin nedeni olarak şunlar söylendi:
“Unutulmamalıdır ki ‘ifşa’, kadınların çığlığıdır. Erkek şiddetinin cezasızlıkla, kurumların suskunluğuyla, dayanışma eksikliğiyle beslenmesine karşı geliştirilmiş bir öz savunmadır.”
“TACİZ, YALNIZCA BİREYSEL BİR SUÇ DEĞİL ERKEK EGEMEN DÜZENİN KADINLARI, LGBTİ+’LARI SUSTURMAK İÇİN KURDUĞU YAPISAL BİR ŞİDDET MEKANİZMASIDIR”
Erkekleri ifşa eden kadınların hedef gösterilmesinin, itibarsızlaştırılmasının veya faillerin korunmasının şiddeti yeniden ürettiği söylendi.


Tacizin bireysel bir suç olmadığı vurgulanan açıklamada, bunun yapısal bir şiddet mekanizması olduğu söylendi. “Sanat çevresinde, akademide, işyerinde ya da sokakta fark etmez: erkekler kendi konumlarını, güçlerini ve ağlarını kullanarak kadınları sömürmeye devam ediyorlar” ifadeleri kullanıldı.
“İFŞALAR, YALNIZCA GEÇMİŞİN HESABINI SORMAK DEĞİL; GELECEĞİ ERKEK ŞİDDETİNDEN ARINDIRMAK İÇİN KOLEKTİF BİR ÇAĞRIDIR”
“Kadın beyanı esastır”a vurgu yapılan açıklama şöyle devam etti:
“Buradan açıkça söylüyoruz:
- • Tacizcileri, cinsel saldırganları, mobbing uygulayanları ve onları koruyan kurumları teşhir etmeye devam edeceğiz.
- • İfşaları “itibar suikastı” gibi göstermeye çalışan erkek zihniyetiyle mücadele edeceğiz.
- • Kadının beyanı esastır!
Kadınların ‘susma, itaat et, görmezden gel’ dayatmalarını reddederek ortaya koyduğu her söz, toplumsal hafızanın bir parçasıdır.
Biz Bodrum Kadın Platformu olarak, ifşaları bir dayanışma hattı olarak görüyoruz. İfşalar, yalnızca geçmişin hesabını sormak değil; geleceği erkek şiddetinden arındırmak için kolektif bir çağrıdır.
Kadınların hayatları, bedenleri ve sözleri üzerinde tahakküm kurmaya çalışanlara karşı buradayız.
Örgütlüyüz, birlikte güçlüyüz!
Tacizcilerin, saldırganların ve onları koruyan düzenin karşısında; kadınların, LGBTİ+’ların ve hakikatin yanındayız.”
TÜRKİYE’DE #METOO HAREKETİ: SÜREÇ NASIL BAŞLADI?
Türkiye’de kadınların taciz iddialarını sosyal medyada ifşa etmesiyle başlayan süreç, birkaç gün içinde sanat ve medya dünyasında bir ifşa hareketine dönüştü.
İlk ifşalar, 22 Ağustos 2025’te fotoğrafçılar ve makyözler üzerinden gündeme geldi. Bir makyözün cinsel içerikli mesajları ifşa etmesi üzerine fotoğrafçılar Mesut Adlin, Harun Ateş, Ozan Balta ve Müjdat Kavas’ın adları ardı ardına sosyal medyada gündeme geldi.
Kadınlar, kendilerine gönderilen cinsel içerikli fotoğrafları ve mesajları paylaştı. Bu paylaşımlar sanat dünyasındaki taciz iddialarını görünün hale getiri.
23 Ağustos’ta, eski sevgilisi Deniz Bulutsuz’u abajurla ve elleriyle darp ettiği gerekçesiyle “silahla kasten yaralama” suçundan 2 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Oyuncu Ozan Güven, tepkiler üzerine 7 Kocalı Hürmüz müzikalinden ayrıldı. Ozan Güven ile müzikalde rol alacağını ilk olarak duyuran Çağla Şıkel’e bu süreçte kadınlar tarafından tepki gösterildi.
İfşalar, birkaç gün içinde setlere, dizi ve televizyon sektörünen de gelmeye başladı. 24 Ağustos 2025’te oyuncu Doğa Lara Akkaya, “Tozluyaka” dizisinde rol arkadaşı olan Tayanç Ayaydın tarafından tacize uğradığını, ancak yapımcıların olayı kapatmaya çalıştığını söyledi. O dönemde 21 yaşında olduğunu vurgulayan Akkaya, yapım şirketine durumu bildirdiğinde “‘Büyüğündür, sus’ dediler” sözleriyle yaşadıklarının geçiştirildiğini söyledi.
Aynı gün fotoğrafçı Dilan Bozyel, oyuncu Mehmet Yılmaz Ak’ın kendisine silah dayayarak cinsel saldırı girişiminde bulunduğunu iddia etti.
Yönetmen Selim Evci’nin eski asistanı Yaprak Civan da yaşadığı tacizi anlattı.
Menajer Ertunç Uygun’un kişisel veriler üzerinden sahte profiller açarak kadınlara yaklaşmaya çalıştığı iddiaları ortaya çıktı. Gizem Güçlü, Ertunç Uygun ile yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı: “Kanıtlar doğrultusunda, 10 yıldır fotoğraflarımı ve kişisel verilerimi çalarak, çeşitli sosyal medya platformlarında oluşturduğu sahte profiller yoluyla pek çok şahıs ile sanal ilişki yaşayan oyuncu ve menajer Ertunç Uygun’dan 2 yıl önce şikayetçi oldum. 12 Kasım 2021 tarihindeki son duruşmamda, sanık Ertunç Uygun’un TCK 136/1 kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak suçunu işlemesi nedeniyle 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.”
Bir başka ifşa da Anıl Emre Daldal’ın sosyal medyada kadınlara gönderdiği rahatsız edici mesajlarla ilgili oldu.
Aynı gün, yani 24 Ağustos’ta, “Susma Bitsin” dayanışma ağı yaptığı açıklamayla ifşaların önemine dikkat çekti ve kadınlara destek verdi.
Bu süreçte, komedyen Mesut Süre hakkında da çok ifşa paylaşıldı. Tepkiler üzerine Süre’nin sunduğu “İlişki Testi” programı yapımcıları Süre’Nin program ile ilişiğinin kesildiğini duyurdu.
Kurumsal tepkiler de aynı gün geldi. Mesut Adlin’in iş birliği yaptığı Manifest grubu projelerini iptal ettiğini duyurdu.
Mubi, Selim Evci’nin filmlerini platformundan kaldırdı. Akbank Sanat, Evci ile ilişkisini kesti ve programda yer alan filmlerini iptal etti.
Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği (AICA) Türkiye Şubesi de Ahmet Ergenç hakkındaki iddiaları etik kuruluna sevk etti.
Süreç içinde ifşa edilen isimlerden bazıları farklı tutumlar sergiledi. 26 Ağustos 2025’te Mesut Adlin, savcılığa başvurduğunu açıkladı ve kendisini savundu. Gazeteci Kaan Sezyum ise hakkındaki iddiaları kabul ederek özür diledi, psikolojik destek aldığını ve hayatında değişiklikler yapacağını duyurdu.
Aynı tarihlerde, 178 kadın edebiyatçı ortak bir bildiri yayımlayarak taciz faillerini ve onları koruyanları unutmayacaklarını ilan etti. Bu bildiri, ifşaların yalnızca sanat camiasıyla sınırlı olmadığını, edebiyat ve medya dünyasında da benzer sorunların var olduğunu ortaya koydu.