İş insanı Rahmi Koç’un, 5 Haziran’da İzmir’de katıldığı bir hastane açılışında eski başbakan Binali Yıldırım’a dönerek Kürt kadınlara yönelik ırkçı ve cinsiyetçi ifadeler içeren bir “fıkra” anlattığı görüntüler kamuoyuna yansıdı.
Bunun üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Rahmi Koç hakkında, “halkın bir kesimini alenen aşağılama” suçlamasıyla soruşturma başlattı. Sonrasında Rahmi Koç adına Koç Holding tarafından paylaşılan yazılı özür mesajında şu ifadeler kullanıldı:
“Herhangi bir kimliği hedef alma niyeti taşımadığım sözlerim için içtenlikle özür diliyorum. Üzüntümü samimiyetle paylaşmak isterim.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Rahmi Koç’un söylemlerine tepki gösteren Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, “Kadın Düşmanlığı, Irkçılık ve Ayrımcılık Suçtur!” başlığıyla yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada, şunların altı çizildi:
“Geçtiğimiz günlerde İzmir’de bir hastane açılışı sırasında, sermayenin en büyük temsilcilerinden biri olan Rahmi Koç’un sarf ettiği ‘espri’ adı altındaki Kürt kadınları hedef alan ırkçı, cinsiyetçi ve ayrımcı sözler, ataerkinin sermayedar grubunun kadına bakış açısını gözler önüne serdi.
Sahnede parıldayan o modern, hayırsever ve liberal yaşam savunularının özü patriyarkal yaşam pratiklerinin sistematikleşmiş yanını ortadan kaldırmıyor. Heteroseksüel, zengin ve beyaz erkek ayrıcalığını sonuna kadar kullanmakta beis görmeyen Rahmi Koç, bu ayrıcalığını yine kadın kimliği üzerinden bir aşağılama ritueli ile sergilemiştir.”
Açıklamanın devamında, şunlara dikkat çekildi:
“İşlerine geldiğinde, küresel piyasalarda imaj tazelemek ve karlarını katlamak için kadın haklarını, eşitliği ve çeşitliliği birer ‘pazarlama unsuru’ olarak vitrine koyanlar; kameralar kapandığında ya da kürsü arkasına geçtiklerinde kadın bedenini nesneleştiren, aşağılayan ve metalaştıran yanlarını bir anlamıyla gerçek düşüncelerini gizleyememektedir.
Bu dil ve bu yaklaşım, masum bir şaka değildir; doğrudan ataerkinin sömürgeci zihniyetinin, kadınlara ve bedenimize yönelik yapısal tahakküm arzusunun dışa vurumudur. Patriyarka ve sermayenin ortaklığı kadının, hangi kadın ve ne kadar beyaz, beyaz olmak da yetmez ne kadar makbul kadın olup olmadığına bakarak yol izler.”
Yaşanan olayın, feminist mücadelenin vazgeçilmez bir politik direniş olduğunu tekrar gündeme taşıdığının belirtildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Feminist mücadele sadece direniş hattı olarak kalamaz, feminist barikatlarını oluşturmalı ve bunu hayatın her alanında daha da büyütmelidir. Kadın düşmanlığını kurumsallaştıran, ırkçılıkla ve ayrımcılıkla beslenen bu sömürü düzenini ifşa etmeye; sokakta, meydanlarda ve hayatın her alanında direnmeye devam edeceğiz.
Erkek egemen sisteminiz ve sermayenizin kadın karşıtı politikaları karşısında bedenlerimiz, kimliğimiz ile mücadelemizi sürdüreceğiz. Yaşasın feminist mücadelemiz!”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

