Tunceli’de 5 Ocak 2020’de kaybolan Munzur Üniversitesi ikinci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’nun dosyasında, 14 Nisan 2026’da cinayet şüphesiyle dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ve kamu görevlilerinin de aralarında bulunduğu 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.
Konuya dair Bodrum Kadın Dayanışma Derneği yaptığı 14 Nisan 2026 tarihli yazılı açıklamada, altı yıldır süren sürecin “erkek şiddetini ve failleri koruyan sistematik bir cezasızlık düzeninin sonucu” olduğunu vurguladı.
“AÇIKÇA SUÇUN ÜZERİ ÖRTÜLMÜŞTÜR”
Dernek açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Ailesi hiç vazgeçmedi. Kadın örgütleri de Gülistan’ın akıbetini sormaktan vazgeçmedi. Bu süreçte Gülistan’ın kaybolması etkin biçimde soruşturulmamış, olay intihar olarak ele alınıp aramalar bu yönde sürdürülmüş, aile ve avukatlar yanıltılmaya çalışılmış, açıkça suçun üzeri örtülmüştür. Ailenin yıpratılması, itibarsızlaştırılması ve soruşturmanın yanlış yönlendirilmesi sonucu deliller karartılmış, Gülistan’ın bedeni dahi bulunamamıştır.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Açıklamada, Gülistan Doku’nun son görüştüğü kişilerin bilinmesine rağmen şüpheliler yakalanmadığı, sorgulanmadığı ve kaçmalarına göz yumulduğu, delillerin ise karartıldığı söylendi.
Açıklamada bu duruma dair “Olayın niteliğinin saptırılarak suçun üzerinin örtülmesi failleri koruyan karanlık bir mekanizmaya, kamu görevlilerinin görevi kötüye kullandığına işaret etmektedir” dendi.
Tunceli’ye 2024 yılında atanan başsavcı Ebru Cansu’nun, göreve gelmesiyle birlikte Gülistan Doku dosyasını yeniden açması hakkında ise şunlar söylendi:
“Olayın altı yıl sonra bir kadın başsavcı tarafından ele alınması ve cinayet dosyası olarak yeniden açılması sonucu bugün içlerinde dönemin Tunceli Valisi’nin oğlunun ve kamu görevlilerinin bulunduğu 13 şüpheli gözaltına alınmıştır. Gelinen durum faillerin üst düzey kamu görevlileri tarafından korunmuş olduğunu göstermektedir.”
“TESADÜF DEĞİL, ERKEK ŞİDDETİNİ VE FAİLLERİ KORUYAN SİSTEMATİK BİR CEZASIZLIK DÜZENİNİN SONUCUDUR”
Bodrum Kadın Dayanışma Derneği yaşananların “tesadüf” olmadığını, “erkek şiddetini ve failleri koruyan sistematik bir cezasızlık düzeninin sonucu” olduğunu söyledi.
Açıklamada verilecek mücadeleye dair şunlar söylendi:
“Bu suçun üzerini örten karartma perdesi tüm açıklığıyla aralanana, Gülistan’ın kaybedilmesine dair tüm ayrıntılar ortaya çıkarılana kadar mücadelemiz sürecektir. Bu süreçte sorumluluğu bulunan, failleri koruyan, kollayan ve ihmali olan herkesin -özellikle kamu görevlilerinin- yargı önünde hesap vermesini istiyoruz ve konunun takipçisiyiz.
Sırtını devlet, sermaye veya mafya gücüne dayayarak erkek şiddetini, kadın cinayetlerini örtbas eden herkes bilmelidir ki kadınlar bu karanlık düzene karşı mücadeleyi sonuna kadar sürdürecektir. Feminist mücadele yüzyıllardır erkek egemen şiddete, yok saymaya ve cezasızlığa karşı direniyor. Kadınlar vazgeçmediği için bu düzen mutlaklaşamadı.
Bugün de aynı kararlılıkla buradayız. Unutmuyoruz. Unutturmuyoruz ve mücadelemizden asla vazgeçmiyoruz.”
NE OLMUŞTU?
Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümü ikinci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’dan, Tunceli’de kaldığı yurttan 5 Ocak 2020’de ayrıldıktan sonra bir daha haber alınamadı. O sırada 21 yaşında olan ve aslen Diyarbakırlı olan Doku’nun ailesi, ertesi gün Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusunda bulundu.
Yürütülen ilk incelemelerde Doku’nun o gün saat 11.29 sıralarında eski erkek arkadaşı Zeynal Abarakov ile bir pastane önünde kısa süreli görüştüğü, ardından şehir içi minibüse bindiği tespit edildi ve son olarak saat 12.24’te Dinar Köprüsü üzerinde görüldüğü kayıtlara geçti ancak nerede indiği belirlenemedi. Cep telefonunun son sinyali ise Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Sarı Saltuk Viyadüğü çevresinden alındı.
Dönemin Valisi Tuncay Sonel koordinasyonunda Uzunçayır Baraj Gölü’nde geniş çaplı arama çalışmaları başlatıldı. Suda 300 gün süren aramalardan sonuç çıkmadı. Gülistan Doku’nun suya atladığı iddia edilen köprünün 4 Ocak 2020 tarihine ait kamera görüntülerini inceleyen ulusal kriminal büro, suya düşenin bir nesne değil efekt olduğu tespitine vardı. Raporda, “Köprü ayağındaki efekt bir piksel artığı olup, kesinlikle yukarıdan suya düşen bir insan veya eşyanın suda yükselttiği su sütunu değildir” ifadelerine ye verildi.
Aile avukatı Ali Çimen, bu raporun intihar tezini çürüttüğünü savundu.
Baş şüphelinin üvey babası ve Doku’nun kaybolduğu dönemde Tunceli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube’sinde görevli polis memuru Engin Yücer, dosyadaki bazı belgeleri basınla paylaştığı gerekçesiyle hakkında kamu davası açılarak Ocak 2021’de meslekten ihraç edildi.
Gülistan Doku’nun ailesi 1 Ocak 2022’de, kızlarının akıbetinin aydınlatılması talebiyle Tunceli Adliyesi önünde oturma eylemi başlattı. Anne Bedriye ve baba Halit Doku, süreç içinde dönemin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüştü.
17 Mart 2022’de Zeynal Abarakov Antalya’nın Alanya ilçesinde gözaltına alındı, ancak ertesi gün adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bu gelişme kamuoyunda tepkiye neden oldu. Baraj gölündeki aramalardan sonuç alınamayınca çalışmalar Ekim 2022’de sonlandırıldı.
Aile, Ocak 2024’te dosyanın baş şüphelisi ve adli kontrolle serbest bırakılan Zeinal Abakarov’un tutuklanması için ve o dönem dosyayı yürüten asayiş biriminde görevli olan Engin Yücel’in şüpheli sıfatıyla dosyaya girmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe verdi. Ayrıca Tunceli Valisi hakkında baş şüphelinin yurt dışına kaçırılmasının bilgisi dahilinde olduğu iddiasıyla görevi kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulundu.
Aile avukatı Ali Çimen aynı dönemde yaptığı açıklamada, dosyanın örtbas edilmesinde rol aldığını beyan eden bir kişinin kendilerine ulaştığını ve üst üste aynı kamu görevlisinin adını verdiğini belirtti.
Dosyanın seyrinde Haziran 2024’te değişiklik oldu. Tunceli’ye atanan başsavcı Ebru Cansu, göreve gelmesiyle birlikte Gülistan Doku dosyasını yeniden açtı ve tüm delillerin toplanıp yeniden incelenmesi için özel bir ekip kurdu. Soruşturma bu aşamadan itibaren cinayet şüphesi ekseninde yeniden yapılandırıldı.
14 Nisan 2026’da ise dosyada “yeni” bir aşamaya geçildi. Cinayet şüphesi kapsamında yedi ilde 13 şüpheli hakkında gözaltı talimatı verildi. Tunceli merkezli olmak üzere İstanbul, Ankara, Antalya, Bursa, Elazığ ve İzmir’de eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Gözaltına alınanlar arasında Doku’nun Alanya’da yaşayan erkek arkadaşı Zeynel Abarakov da yer aldı.
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel de operasyonlarda gözaltına alındı.
Aile, Doku’nun kaybolmasında eski erkek arkadaş Zeynal Abarakov’u ve ailesini sorumlu tuttu. Ablası Aygül Doku, kardeşinin gelecek planları olduğunu, Kamu Personel Seçme Sınavı’na (KPSS) hazırlandığını ve Diyarbakır’da bir işe başlamak üzere olduğunu belirterek intihar ihtimalini sürecin başından itibaren reddetti.
ÖZGÜR ÖZEL’DE SORUŞTURMANIN “ADALET BAKANI AKIN GÜRLEK’İN TALİMATIYLA BAŞLADIĞI” BİLGİ NOTU AÇIKLAMASI
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel 14 Nisan’da partisinin haftalık grup toplantısında konuya dair yaptığı açıklamada başlatılan operasyonu önemsediklerini belirtti ve “Bugüne kadar ilerlemeyen soruşturmalara nasıl tepki gösteriyorsak, şüphelere nasıl tepki gösteriyorsak şimdi de bu noktadaki çabaları o kadar destekliyoruz” dedi.
Diğer yandan, operasyonla ilgili haberlerin “Adalet Bakanı Akın Gürlek’in talimatıyla başladığı” yönünde bilgi notuyla servis edildiğini açıkladı ve şöyle konuştu:
“Diyor ki ‘Sayın Akın Gürlek’in talimatıyla operasyonun başladığını…’ Bir, yargı bağımsızsa Adalet Bakanı kimseye talimat veremez. Adalet Bakanı, yargı bağımsızlığı konusunda net bir tutum sahibi olur, ona göre davranır. Arayıp da ‘Şu dosyayı açın, operasyon yapın’ diyemez. ‘Yapıyorsunuz’ diyenlere yıllardır, ‘Öyle şey mi olur, yargı bağımsızdır, talimat mı alınır?’ diyordu. Bugün basın danışmanı şöyle bir not yolluyor, ‘Sayın Adalet Bakanımızın talimatıyla soruşturmanın başladığının söylenmesi.’ İki, ‘Akın Gürlek harekete geçti ibaresinin kullanılması.’ Üç, ‘Dosyanın tozlu raflardan indirildiğinin vurgulanması.’ Dört, ‘Akın Gürlek’in yargıyı harekete geçirirken güçlü korunuyor imajı ile mücadele ettiği.’ Beş, ‘Ucu nereye giderse gitsin ifadesinin bakanımızın ağzından ısrarla söylendiğinin haber metninde yer almasını istiyoruz’ diye.”
Akın Gürlek’in “Ucu nereye çıkarsa çıksın” söylemi ile ilgili de önceki adalet bakanlarına seslenen Özel şunları söyledi:
“Bugün yazılan bilgi notu Abdulhamit Gül’ün, Bekir Bozdağ’ın, Yılmaz Tunç’un ve bir bütün olarak AK Parti siyasetinin Gülistan Doku dosyasını kapattığını, şimdi gelip Akın Gürlek’in gereğini yaptığını ve şu anda o dosyada eli olanların da bunu onun talimatıyla yaptığını söyleyen ve hepinizin hem mesleki hem siyasi ahlaklarına dil uzatan bilgi notudur. Furkan Torlak bu sefer bize değil; sizin haysiyetinize saldırdı. Susun da göreyim.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

