Bodrum Kadın Dayanışma Derneği (BKD), Milas’ta Özlem Arslan’ın bir erkek tarafından öldürülmesine ilişkin yayımladığı açıklamada, “Boşanma süreçleri, kadınlar için tehdit oluşturduğunda devlet bunu engelleyecek mekanizmaları fiilen işletmelidir” ifadelerini kullandı.
Muğla’nın Milas ilçesinde 38 yaşındaki Özlem Arslan 2 Şubat’ta çalıştığı markete gittiği sırada, boşanma aşamasında olduğu erkek N.A. tarafından bıçaklanarak öldürülmüştü.
N.A’nın yaklaşık bir buçuk saat, Özlem Arslan’ın beklediği ve önünü kestikten sonra sokak ortasında bıçakladığı ortaya çıkmıştı. N.A, cinayetin ardından başka bir araçla olay yerinden kaçmış, kaçış sırasında üzerindeki kıyafetleri ve cinayet delillerini yok etmeye çalıştığı belirlenmişti.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
N.A. ve N.A’nın evinde saklanmasına yardım eden akrabası, 2 Şubat akşam saatlerinde Bodrum’da yakalamıştı. Sonrasında adliyeye sevk edilen N.A, 3 Şubat’ta tutuklanmıştı ve N.A’nın cinayeti itiraf ettiği belirtilmişti.
“KADINLARIN YAŞAM HAKKI PAZARLIK KONUSU OLAMAZ”
Cinayete ilişkin yazılı açıklama yapan Bodrum Kadın Dayanışma Derneği (BKD), şu ifadeleri kullandı:
“Bu cinayet, Türkiye’de erkek şiddetinin boşanma süreçlerinde artan riski gösteren çok açık bir örnektir. Boşanma yalnızca hukuki bir tartışma ya da çatışmadan ibaret değil, kadınlar için gerçek bir güvenlik tehdidine dönüşmekte, mevcut koruma mekanizmaları bu tehdidi önlemede eksik kalmaktadır.
Bu yaşananlardan çıkarılması gereken nihai sonuç, devletin kadınların yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü somut adımlarla yerine getirmemiş olmasıdır.”
Kadın haklarını ve yaşam hakkını korumayı hedefleyen uluslararası ve ulusal yükümlülüklerin kağıt üstünde bırakıldığında, günlük yaşamda güvenceye dönüşemeyeceğinin altının çizildiği açıklamada, şunlar talep edildi:
“Kadınların yaşam hakkı pazarlık konusu olamaz. Boşanma süreçleri, kadınlar için tehdit oluşturduğunda devlet bunu engelleyecek mekanizmaları fiilen işletmelidir. Aile kurumunu korumaya almayı önceleyen politikalar erkeklerin sistematik şiddet eylemlerini koruyor, kadınların ve çocukların yaşam hakkını değil.
Koruma, güvence ve risk önleme politikaları sadece sözde değil; şiddet riski tespit edilen her durumda devreye giren, takip edilen ve denetlenen uygulamalarla hayata geçirilmelidir.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“ÖZLEM ARSLAN’IN FAİLİNİN ETKİN CEZALANDIRILMASI İÇİN DAVAYA TARAF OLACAĞIZ”
Açıklamanın devamında, şunlara dikkat çekildi:
“Boşanma aşamasında kadınların maruz kaldığı tehditler, sadece hukuki boşluklardan değil; uygulamadaki yetersizliklerden, risk değerlendirme süreçlerinin eksikliğinden, uzaklaştırma kararlarının etkisiz kalmasından ve çalışan bütün devlet mekanizmalarının koordinasyonundaki zaaflardan beslenmektedir. Bu boşluklar kapatılmadığı sürece, kadınların yaşam güvenliği güvence altına alınamaz.”
Ayrıca, boşanma süreçlerinde risk altındaki kadınlara yönelik anında ve uygulanan koruma planlarının oluşturulmasının talep edildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Kolluk, yargı ve sosyal hizmetler arasında etkin bir koruma entegrasyonu sağlansın; şiddet riski olan erkek davranışları önceden tanınsın ve proaktif müdahale mekanizmaları devrede olsun.”
Açıklamanın sonunda ise şunlara vurgu yapıldı:
“Özlem Arslan’ın yaşamını yitirdiği bu olay, sadece münferit bir trajedi değildir. Türkiye’de erkek şiddetine karşı yürütülen mücadelede koruma mekanizmalarının ne kadar eksik olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Kadınların yaşam hakkını güvence altına almak için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Özlem Arslan’ın failinin etkin cezalandırılması için davaya taraf olacağız!”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!













