Muğla’nın Bodrum ilçesinde, 24 Temmuz 2024 tarihinde 39 yaşındaki Hüsne Topal, eskiden evli olduğu Hacı Ömer Alçı tarafından sokak ortasından silahla vurularak yaralanmıştı. Topal, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. Alçı, aynı olayda S.T’yi de yaralamıştı.
Bugün Bodrum 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Topal’ın öldürülmesine ilişkin davada; dün (7 Nisan) sanık Hacı Ömer Alçı’ya “boşandığı eşe ve kadına karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedildi.
Ayrıca, sanığın fiilden sonraki tutum ve davranışlarıyla yargılama sürecinde pişmanlık gösterdiğine yönelik mahkemece olumlu kanaat oluşmadığı belirtildi ve cezada herhangi bir indirim uygulanmadı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“ERKEK FAİLLERE UYGUN GÖRÜLEN CEZASIZLIK POLİTİKALARININ KIRILMASI BAKIMINDAN KRİTİK BİR EŞİK”
Karara ilişkin BKD, “Cinsiyetçi yargılamayı aşan bir yargı pratiği” başlığıyla açıklama yayımladı. Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Gerek ağırlaştırılmış müebbet cezasını gerekse fail hakkında herhangi bir indirim hükmünün uygulanmamasını, kadına yönelik şiddetle mücadele açısından önemli bir yargı kararı olarak değerlendiriyoruz.
Kararın, kadınlara yönelik şiddette yasaların uygulanabilir olması yanı sıra erkek faillere uygun görülen cezasızlık politikalarının kırılması bakımından kritik bir eşik olduğunu değerlendiriyoruz.”
Failin bireysel bir sapması ya da anlık bir cinnet vakası yaklaşımının, yargılama sürecinde bir kriter olarak ele alınmadığının altının çizildiği açıklamada; kararın, cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan ve kadınların yaşam hakkına yönelik bir saldırı olarak değerlendiren bir yargı yaklaşımının ifadesi olduğu belirtildi.
Açıklamanın devamında, şunlar aktarıldı:
“Mahkeme, failin yargılama sürecinde başvurduğu kadını itibarsızlaştırma, suçtan kurtulmak için mağduru suçlayıcı söylemler üretme ve erkek egemen kalıp yargılara sığınma girişimlerini açık biçimde reddetmiştir.
Bu tutum, feminist hukuk mücadelesinin yıllardır mücadelesini verdiği ‘mağdur suçlayıcılığı’ ve ‘iyi hal/indirime dayalı cezasızlık’ pratiklerine karşı önemli bir duruştur.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“TÜM KADIN CİNAYETLERİ DAVALARI AÇISINDAN EMSAL NİTELİĞİNDE BİR MESAJ TAŞIMAKTADIR”
Kararın en önemli yönlerinden birinin, kadına karşı şiddeti meşrulaştıran toplumsal kabullerin yargılama aşamalarında yeniden meşrulaştırılmamış olması olduğunun belirtildiği açıklamada, şunlara dikkat çekildi:
“Mahkeme, failin eylemini münferit bir olay olarak ele almak yerine, kadın kimliğine yönelmiş bir şiddet biçimi olarak değerlendirmiş ve bunu kararına yansıtmıştır. Bu yaklaşım, feminist mücadelenin temel ilkelerinden biri olan sistematik erkek egemen sistemin ürettiği eşitsizliklerin tanınması ve giderilmesi gerekliliğiyle uyumludur.”
Ayrıca kararın, feminist hukukçuların ve kadın örgütlerinin davalara müdahil olmasının hayati olduğunu gösterdiğinin vurgulandığı açıklamada, şunlar işaret edildi:
“Kadın hareketinin ısrarlı takibi, duruşma salonlarında kurulan feminist söz, delillerin toplumsal bağlamıyla birlikte değerlendirilmesi yönündeki mücadele ve kamuoyu baskısı, yargının cinsiyetçi yargılama yöntemlerini terk etmesi ve yasaların uygulanabilir olması açısından belirleyici olmuştur.
Feminist dayanışma, yalnızca sokakta değil; mahkeme salonlarında da adaletin kurucu unsurlarından biridir. Bugün, adalete olan güvenin ciddi biçimde aşındığı bir dönemde, bu karar; cezasızlıkla mücadelede, kadınların yaşam hakkını koruyan ve erkek şiddetine karşı caydırıcılığı önceleyen bir yargı pratiğinin mümkün olduğunu göstermektedir.”
Açıklamanın devamında, şunların altı çizildi:
“Bu yönüyle karar; yalnızca bu dava özelinde değil, tüm kadın cinayetleri davaları açısından emsal niteliğinde bir mesaj taşımaktadır. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ile birlikte yürüttüğümüz bu dayanışma hepimizi güçlendirmiştir.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

