Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un “aile arabuluculuk” sistemine dair söylemine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Bu süreç, kadınların örgütlerini ve mücadelesini görmezden gelme ritüelini tekrarlayan bir vitrin operasyonudur” denildi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 8-9 Ağustos Ulus Doğa Festivali’nde basınla buluştuğunda ‘aile arabuluculuk’ sisteminin hayata geçirilmesi için çalışmalar yürüttüklerine dair açıklamada bulunmuştu.
Boşanma davalarının uzun sürmesinin tarafların hayatını olumsuz etkilediğini belirten Tunç, arabuluculukla sürecin daha kısa, sakin ve olgun şekilde ilerleyebileceğini ifade etmişti.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Tunç’un “Aile Yılı’nda, aile hukukuyla ilgili önemli yargı paketini, öncelikle görüşlere açacağız, sonrasında da milletvekillerimizin takdirlerine arz edeceğiz” şeklinde ifade ettiği açıklamaları kadın derneklerinin tepkisini çekti.
Bodrum Kadın Dayanışma Derneği (BKD), arabuluculuk açıklamasına dair dün (13 Ağustos) sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.
“Uzlaşmamak dayatılan eşitsizliğe direnmektir” sözlerinin yer aldığı açıklamada, “Adalet Bakanlığı’nın aile arabuluculuğu planlarına hayır” denildi.
BKD’nin açıklamasında şunlar kaydedildi:
“Adalet Bakanlığı’nın aile hukukuyla ilgili ‘önemli yargı paketi’ açıklaması ve bu çerçevede aile arabuluculuğu dayatması, devlet politikasına dönüştürülmeye çalışılan ‘aile vurgusu’ ile üzeri örtülü biçimde erkek egemen sistemin kadınlar üzerinde tahakküm oluşturma sürecinin yeni aşamasıdır.”
“KADINLARIN MÜCADELESİNİ GÖRMEZDEN GELME RİTÜELİNİ TEKRARLAYAN BİR VİTRİN OPERASYONU”
Bakanlığın ‘görüş alacağız’ söylemini bilindik bir sürecin devrede olacağının işareti olarak değerlendireceklerinin altını çizen açıklama, şöyle devam etti:
“Görüşlerine başvurulacak çevreler, iktidar politikalarına ve kadınların mümkün olduğunca itaatkar bir yaşam içine sıkıştırılmayı isteyen grup ve kişilerden oluşacaktır. Bu süreç, kadınların örgütlerini ve mücadelesini görmezden gelme ritüelini tekrarlayan bir vitrin operasyonudur.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Açıklamada; 2024’te öldürülen 394 kadının hikâyesinin aynı olduğu ve kadınların evde, ilişkide, aile olarak görülen yapılarda öldürüldüğü vurgulanırken Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine yer verildi.
Ayrıca açıklamada, arabuluculuk sürecinin patriarkal mitleri yeniden üreterek ‘Aile kutsaldır’ söylemi ile kadınların üzerindeki baskısını meşrulaştırılacağı ifade edildi.
“KADINLARIN HAKLARINDAN FERAGAT SÜREÇLERİNİN PLANLANDIĞI HALKADIR”
Açıklamada, en tehlikeli anın ayrılık ve boşanma süreci olduğu vurgulanırken şunlar aktarıldı:
“Kadının evden kopuş kararı olan boşanma, arabuluculuk söylemleriyle kadınların haklarından feragat süreçlerinin planlandığı halkadır. Aile arabuluculuğu, tam da bu kopuş anında kadını yeniden erkek kontrolü altına sokmanın ideolojik aracı olmaya hazırlanıyor.
Boşanma davalarının yüzde 80’inde şiddetin doruk yaptığı bilinmesine rağmen, kadınların arabulucuya teslim edilmesi planlanmaktadır. Bu sürecin kadınlar için anlamı açıktır: Hızlı boşanma vaadi ile zaman kazanılacak, ardından nafaka, tazminat ve mülk haklarının görmezden gelinmesi sağlanacaktır.”
Kadınların hukuki destek almadan ‘uzlaşmaya’ zorlanacağı vurgulanan açıklamada, dini ve geleneksel argümanların erkekler tarafından baskı aracı olarak kullanılacağı, kadınların ekonomik haklarından feragat etmeye itileceği ifade edildi.
Ayrıca açıklamada, “Boşanma süreçlerinin hızlandırılması gerekçesi ile ortaya atılan bu plan, kadınların eşitlik, adil yargılanma ve hak arama özgürlüğü açısından ciddi tehlikeler barındırmaktadır” denildi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
BKD’nin açıklaması şöyle devam etti:
“Türkiye’de boşanma davalarının büyük kısmında kadına yönelik şiddet, ekonomik bağımlılık ve toplumsal baskı koşulları bulunmaktadır. Mevcut durumda avukatlar, tarafların hukuki güvence altında anlaşmalı protokoller yapılarak halihazırda eşitler arası iletişim sağlanarak boşanma sağlanabilmektedir.”
“YENİ BİR BASKI ARACI YARATMAYA ÇALIŞMAKTADIR”
Bu sürecin yargısal denetim altında ve tarafların özgür iradeleri koruduğu belirtilirken, “Zorunlu arabuluculuk dayatması ise hak arama özgürlüğünü kısıtlayacak, yargıç denetimini zayıflatacak yeni bir baskı aracı yaratmaya çalışmaktadır” denildi.
Açıklamada ayrıca; planlanan aile arabuluculuğu sisteminin nafaka, mal paylaşımı, velayet ve tazminat gibi hakları zayıflatacağı, hukuki güvenceleri aşındıracağı ve erkek şiddetini bireysel tercih olarak normalleştireceği uyarısında bulunuldu.
Ayrıca BKD; aile arabuluculuğu planına karşı hukuki bilgi ve dayanışma ağlarını güçlendirerek, feminist hareketin deneyiminden yararlanıp örgütlü mücadeleyle direnme çağrısı yaptı.
“Kadın katliamları, bireysel değil sistem sorunudur” denilen açıklamada son olarak şunlar kaydedildi:
“Erkek egemenliğinin her alanda sorgulandığı, kadın emeğinin görünür kılındığı, bakım işinin toplumsal sorumluluğa dönüştüğü, kadın bedenine yönelik şiddetin cezasız bırakılmadığı yeni bir toplumsal düzen kurmak zorundayız.
Kadınlar olarak bu dayatmaya boyun eğmeyeceğimizi, haklarımızın tartışmaya açık olmadığını açıkça ifade ediyoruz.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!





