Muğla’daki belediye başkanları, milletvekilleri ve yurttaşlar Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı’nın çevresindeki 679 parsellik tarım arazisinin kömür çıkarmak için acele kamulaştırılmasına karşı Akbelen’den bir araya geldi.
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’deki Akbelen Ormanı’nın çevresinde yer alan ve tarım arazilerinden oluşan 190 parsellik arazi, 12 Mart 2024’te Resmi Gazete’de yer alan Cumhurbaşkanı Kararı ile linyit madeni üretimine devam edilebilmesi için acele kamulaştırılmıştı.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 14 Mart 2024’te Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, acele kamulaştırma kararı yürürlükten kaldırılmıştı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
İptal kararının ardından 14 Mart 2024’te sosyal medyadan açıklama yayımlayan Cumhur İttifakı’nın Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Aydın Ayaydın, Erdoğan ile görüşme yaptığını ve kararı yeniden değerlendirmesi gerektiğini rica ettiğini belirtmişti.
Akbelen Ormanı’nın çevresinde yer alan Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsellik tarım arazisi, 10 Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yer alan Cumhurbaşkanı Kararı ile linyit madeni üretimine devam edilebilmesi için acele kamulaştırıldı.
AHMET ARAS: “BEKLEMEDİĞİMİZ BİR KARAR DEĞİLDİ”
Karara tepki gösteren yurttaşlar, bugün (12 Ocak 2026) saat 16.00’da Akbelen’de bir araya geldi.
Karara karşı Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Muğla İl Başkanı Nail Kızıl, CHP Muğla Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Süreyya Öneş Derici ve CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun da alanda bulundu.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, yaptığı konuşmada; “Beklemediğimiz bir karar değildi çünkü geçtiğimiz seçimden önce de yine o dönem oldu bittiye getirip acele kamulaştırma kararı almışlardır” dedi.
Öte yandan 10 Ocak 2026’da alınan acele kamulaştırma kararının, 2024 yılında alınan acele kamulaştırma kararından üç kat fazla olduğuna dikkat çeken Aras, şunları aktardı:
“Seçim öncesi olduğu için o dönem halkın tepkisini göze alamadılar ve acele kamulaştırma kararını yine bir kararname ile ortadan kaldırdılar ama şimdi hem son maden yasasıyla beraber özellikle zeytinliklerin taşınması adı altında katliamının önünü açan o kararla artık önlerinde çok da bir engel kalmadığını düşünüyorlar.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Bu aldıkları son kamulaştırma kararıyla da yaklaşık 6 milyon metrekarenin üzerinde, 6 bin dönümün üzerinde bir tarımsal alanı, zeytinliği ve doğal örtüyü ortadan kaldırmak niyetindeler.”


Karardan altı köyün direkt etkileneceğini vurgulayan Aras, şu ifadeleri kullandı:
“Köylerin bir ekosistemi var. Öncelikle binlerce yıldır içinde yaşayan bir kültür, insanlar, yaşam, tarım, aynı zamanda kültür var ve suyumuz var. Havamız, toprağımız, varlıklar var. İbadethanelerimiz var, mezarlıklarımız var, zeytinlerimiz var, köylerimiz derken sadece bir isimden ibaret değil, bir kavramdan ibaret değil. Altı çok dolu bir meseleden bahsediyoruz.”
Söz konusu kararın Muğla’nın ve Milas’ın en büyük tehditlerinden olduğunu söyleyen Aras, şunları dile getirdi:
“Bu işe razı olanlar var, toprağını satmayı düşünenler var. Bir taraftan gerçekten de bu iş için ömrünü, canını ortaya koyan sizler varsınız. Herkes tabii ki kendini tomanın önüne belki atamaz. Belki gaz yemeyi göze alamaz ama çıkıp da Milas’la ilgili, gelecekle ilgili söyleyecek iki kelimesi olan insanlar ve örgütler de olmalı.”
CUMHUR UZUN: “AYNI SİYASİ KARARI, YAKIN TARİHTE BİR SEÇİM OLMAMASI NEDENİYLE CÜRETLE COŞKUYLA ALDI”
Sadece dava açmakla sorunun çözülemeyeceğine vurgu yapan CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, şunlara dikkat çekti:
“Cumhurbaşkanı burada acele el koyma kararını nasıl ki seçimlerden önce aldığı, ona karşı siyasi sonuçlarını göze alamayıp çektiyse bugün aynı siyasi kararı, yakın tarihte bir seçim olmaması nedeniyle de cüretle, coşkuyla aldı. Yapılan iş, buradaki santrali çalıştıran Limak’ın İC İçtaş’ın kömür beklentisini karşılamak.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!


Milas’ta termik santrale kaynak sağlamak amacıyla açılan maden ocakları nedeniyle yok edilen Hüsamlar Köyü’nü hatırlatan Uzun, şunları aktardı:
“Kömürün bir gidiş kanalı var. Damar yönü diyorlar ona. Damar yönünün içine şimdi Karacahisar ve saydığımız Çamköy isabet etmiş durumda oraya doğru devam ediyor. Yarın onun yönüne göre başka köylerimizde bu sürecin içine girecek.
O nedenle burada madem bu bir siyasi karar, bu siyasi karara karşı da siyasi bir duruşu hızlıca örgütlemek ve hızlıca harekete geçmek durumundayız. Diri olmak durumundayız, birlikte olmak durumundayız.”
Uzun, konuşmasının devamında; “Çoğalmaktan ve birlikte olmaktan başka bir çaremiz yok çünkü hiçbirimiz hepimiz kadar asla güçlü olamayız. O nedenle bir araya gelip bu mücadeleyi taçlandırmamız lazım” dedi.
SÜREYYA ÖNEŞ DERİCİ: “ZENGİN YANDAŞ ŞİRKETLERİN VERGİLERİNİ SİLİYORLAR AMA EMEKLİYE 20 BİN LİRAYI REVA GÖRÜYORLAR”
Söz konusu karar yayınlandığında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) emekliler için nöbet tuttuğunu dile getiren CHP Muğla Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Süreyya Öneş Derici, şunların altını çizdi:
“Bunlar, zengin yandaş şirketlerin vergilerini siliyorlar ama emekliye 20 bin lirayı reva görüyorlar. Biz o nöbeti tutarken bu kararname çıktı. Burada anlamamız gereken şey şu: artık konu AK Parti, CHP, MHP bunlar değil, konu iktidarın sevdiği yandaş zenginler ve diğerleri.”
FEVZİ TOPUZ: “HER DAĞIN ETEĞİNDE TAHRİBAT BİR YARA GİBİ OLMAYA BAŞLADI”
Termik santralinden kaynaklı bölgede su sorunu yaşandığına ve kömür çıkarmak için dinamitlerin patlatıldığına dikkat çeken Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, konuya ilişkin İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi’ndeki akademisyenlerle görüştüğünü söyledi.
Maden Fakültesi’nden akademisyenlerin bölgeyi incelediğini ifade eden Topuz, şunları aktardı:
“25 kilodan fazla dinamit atıldığı takdirde bu su kaynaklarının kaya çatlaklarından bir başka mecraya doğru gideceğini ifade ettiler. Biz de o raporu geldik jandarmaya, kaymakamlığı ve diğer yetkili birimlere söyledik. Ancak belirli bir sürede uygulamaya başladılar. Daha sonra yine aynı şekilde bu dinamiti fazlalaştırmaya başladılar.
Şu anda dikkat edersen Milas’ın etrafından baktığınız zaman Milas çukurundan, Her dağın eteğinde tahribat bir yara gibi olmaya başladı.”
Topuz, konuşmasının devamında; “Bizim ana ögemizin bu bölgenin korunması, sürdürülebilir hale gelmesi ve yaşamın ta kendisi olması gerektiğine inanıyorum. Bu konuda mücadelenizde hep birlikteyiz” dedi.
TAMER MANDALİNCİ: “BU KARARI VERİRKEN VİCDANLARI SIZLAMADI”
Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, karara ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Bugün bu kararı verenler bu topraklarda yaşamadılar, bir tane ağaç dikmediler, bir tane hayvan yetiştirmediler, o hayvanın bir tane etinden sütünden faydalanmadılar. O yüzden bu çileyi çekmedikleri için bu kararı verirken vicdanları sızlamadı. Bu kararı verirken zorluk çekmediler.”
Mücadelede birlik olmaları gerektiğini söyleyen Mandalinci, şunların altını çizdi:
“Bugün bu kararı verenler, 100 yıl sonra hayatta olmayacak ama bu ormanlar 100 yıl evvel de buradaydı, 100 yıl sonra da burada olacak. Biz bunu bilerek, bunu söyleyerek, doğru şekilde, doğru yerlere nüfuz ederek direnişimizi, mücadelemizi omuz omuza göstereceğiz.”
NE OLMUŞTU?
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) milletvekillerinin imzasını taşıyan ve enerji ile maden yatırımlarına ilişkin düzenlemeler içeren “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, 13 Haziran’da TBMM Başkanlığı’na sunuldu. 19 Haziran’da Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda görüşmeler başlamıştı.
Muğla başta olmak üzere farklı kentlerden gelen yurttaşların komisyona alınmaması, AK Parti ve muhalefet partileri arasında fiziksel tartışmalara yol açtı. Avukat Yakup Okumuşoğlu Meclis’te yerde sürüklenmişti.
26 saat süren görüşmelerin sonunda teklif, 20 Haziran’da komisyon tarafından kabul edilmişti.
Ardından torba yasa kapsamında TBMM Genel Kurulu’na gelmişti. Bu süreçte Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı’nı korumak için bir araya gelen ve Akbelen Ormanı’nın kesilmesinden sonra da köyleri maden tehdidi altında olan İkizköylüler, 3 Temmuz’da Ankara’daki Cemal Süreyya Parkı’nda nöbete başlamıştı.
Köyleri yasadan doğrudan etkilenecek olan İkizköylüler görüşmelerin devem ettiği sırada, 16 Temmuz’da “süper izin yasasına” karşı açlık grevi başlatmıştı. Açlık grevi, 19 Temmuz akşam saatlerinde yurttaşların sağlık problemleri nedeniyle hastaneye kaldırılmalarının ardından sona ermişti
Yasanın Genel Kurul’da görüşülmesi ise 8 Temmuz’da başladı. Görüşmeler sırasında muhalefet vekilleri ile AK Parti milletvekilleri arasında arbedeye varan tartışmalar yaşanmıştı.
YASA NE GETİRİYOR?
İlk maddeye göre, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) süreçlerinde “ÇED gerekli değildir” kararının yanlış yorumlandığı öne sürülerek şirketlerin, gerekli izinleri alabilmesi için ÇED sürecinin tamamlanması gerekliliği ortadan kaldırılıyor.
İkinci maddeyle maden sahalarının çevresel rehabilitasyonu için ödenen çevre uyum teminatlarının yerine “rehabilitasyon bedeli” sistemi getiriliyor.
Üçüncü maddede ise madencilik faaliyetleri için izin süreçleri yeniden yapılandırılıyor. İlgili kurumlar izin başvurularına üç ay içinde yanıt vermezse ek bir aylık sürenin ardından “izin verilmiş” sayılıyor.
Diğer yandan Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) talebiyle devlet ormanlarında madencilik faaliyetleri için 24 ay süreyle bedelsiz izin veriliyor; bu süre gerektiğinde 12 ay daha uzatılabiliyor.
Dördüncü maddeyle stratejik veya kritik madenler tanımı değişiyor, acele kamulaştırma uygulanabiliyor ve zorunlu maden stoku tutma yetkisi cumhurbaşkanına veriliyor.
Beşinci maddeyle ruhsat bedelinde yüzde 30 oranında indirim yapılıyor. Bunun yanında rehabilitasyon bedeli ruhsat bedelinden ayrıştırılarak ruhsat bedeli kadar bir tutarın rehabilitasyon bedeli olarak ödenmesi zorunlu hale getiriyor.
Ayrıca, ruhsat bedelinin devlet bütçesine giden pay yüzde 50’den yüzde 70’e çıkarılıyor. Bedellerin ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde madencilik faaliyetine son verilmesi öngörülüyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı, izin sahibi kamu kurum ve kuruluşunun bütçesinde ayırdığı ödenekleri rehabilitasyon amacıyla kullanabiliyor.
Altıncı maddeyle Teklif ile ruhsat sahiplerinin işletme ruhsat bedeli kadar rehabilitasyon bedeli ödemesi zorunlu hale getiriliyor. Tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirim, asgari devlet hakkı miktarı da ruhsat bedelinin yüzde 50 fazlası kadar artırılıyor.
Diğer yandan krom madeni, Londra Metal Borsası’nda işlem görmediğinden, 3213 sayılı Maden Kanunu’na ekli 3 sayılı tablodan çıkarılarak genel hükümlere tabi oluyor.
Yedinci maddeyle arama ruhsatı düzenlenebilmesi için yatırım teminatı zorunluluğu getiriliyor. Ayrıca, IV. Grup madenlerin bent olarak ayrı ayrı ruhsatlandırılmasına imkân tanınabiliyor.
Sekizinci maddeyle arama döneminin sonuna kadar, üç boyutu ve miktarıyla rezervin belirlenmesi yükümlülüğü ve projede sunulan taahhüde uyulmaması hâli için teminatın iradı yaptırımı, asgari faaliyetlerin yapılmaması hâlinde ise ruhsat iptali yaptırımı öngörülüyor.
Ayrıca, programın iki yıl üst üste yüzde 50’nin altında gerçekleştirilmesi durumunda ruhsat iptal ediliyor. İşletilebilir rezerv bulunamayan durumlar için ruhsat bedeli ve ihale bedeli iade ediliyor.
Dokuzuncu maddeyle ruhsat süresinin uzatılması taleplerinin uygun bulunabilmesi için asgari üretim faaliyeti yapılması şartı getiriliyor. Bu asgari üretim şartının detaylarının ise yönetmelikle belirlenmesi bekleniyor.
Diğer yandan vadesi geçmiş borcun bulunmadığına dair belge ibrazına, rehabilitasyon bedeli iadesi başvuruları da dâhil ediliyor.
10’uncu maddeyle herhangi bir sebeple hükümden düşmüş, terk edilmiş veya taksir edilmiş bütün alanların; ihaleyle ruhsatlandırılması yerine, rezerv varlığına ilişkin herhangi bir verinin bulunmaması durumlarında alanların genel hükümlere tabi olarak ruhsatlandırılabiliyor.
Ancak, II. Grup (b) bendi ve IV. Grup maden alanlarının sahayla ilgili konum, rezerv ve geçmiş bilgiler doğrultusunda Genel Müdürlük kararıyla ihaleyle verilebiliyor.
AK Parti’nin verdiği önergeyle teklifin 11’inci maddesindeki yeni değişiklikle ise 3213 sayılı Maden Kanun‘a eklenen geçici 45’inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan “öncelik verilmek suretiyle” ibaresinden sonra gelmek üzere, “taşınan ve taşınamayan zeytin ağacı sayısının en az iki katı zeytin ağacı ile oluşan” ibaresi eklendi.
Yapılan değişiklikle zeytinliği taşınacak olan köylülere; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından uygun görülen ya da maden sahalarının bulunduğu il sınırlarındaki KİT’lere ait taşınmazlarda yer alan zeytinlikler, değerinin yüzde biri üzerinden 20 yıl süreyle doğrudan kiralanabilecek.
Diğer yandan teklifin yürürlüğe girdiği tarihte ruhsat sahibi olan şirketlere, elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla yürüttükleri madencilik faaliyetleri için zeytinlik sahalarında izin verilebilecek. Bu iznin verilebilmesi için madencilik faaliyetinin başka bir alanda yürütülmesinin mümkün olmadığının tespiti gerekiyor ve “kamu yararı” şartı aranıyor.
Faaliyetin yürütüleceği alandaki zeytin ağaçlarının mümkün olduğunca aynı il veya ilçe içerisinde başka bir alana taşınması gerekiyor. Ancak taşınması mümkün olmayan zeytin ağaçları olması halinde bile madencilik faaliyetine izin verilebilecek. Madencilik faaliyetlerine izin verilen şirketler, taşınan veya zarar gören ağaçlar için eşdeğer büyüklükte yeni bir zeytinlik tesis etmekle yükümlü tutuluyor.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!













