Çeşitlilik ve dayanışma
Bahçemizi, en yakınımızdaki doğa parçasının iç işleyişini gözlemlemeye başladığımızda yaşamın düzenine dair farklı ölçek ve ortamlarda tekrar edilebilen bazı işleyiş modelleri görmüştük. Önceki yazıda ardıllık kavramına odaklandık. Ekolojik ardıllık ile kültürel süreklilik/mirasın benzerliğine dikkat çekmiştik. Nasıl ki en gelişkin doğal ormanlar ancak kendilerinden önce ve öncü orman sistemlerinin varlığından beslenerek yaşam buluyorsa, en gelişkin kültürel üretimler de kendilerinden önce var olan zengin kültürel ortam sayesinde olgunlaşabiliyorlar. Çok yıllık karma bir orman, yangından bir yıl sonra oluşamadığı gibi büyük bir sanatçı da onu besleyen bir ortam yoksa var olamıyor, eser veremiyor.
Biyolojik çeşitlilik; sürdürülebilir yaşamı destekleyen, zehirsiz, çağdaş bahçecilikte en sık önerilen, başvurulan yaklaşımlardan biri. Aynı zamanda doğal ekosistemlerin olgunluğunun ve sağlığının önemli bir göstergesi. İlk kez 1985’te biyoçeşitlilik olarak kullanılan bu kavram, bakterilerden yağmur ormanlarına dünyadaki tüm yaşamı ve türlerin birbiriyle ilişkisini ifade ediyor. Temelde bu dünyayı bir arada tutan dokumanın alt çözgüsü, biyoçeşitlilik. [i] Ekosistemlerin sürdürebilmesinde çok büyük rolü var. Çeşitlilik, su ve besin döngülerini desteklemekten; iklim değişikliği, toprak kaybı, aşırı yağmurlar veya aşırı kuraklık gibi etkilere karşı ekosistemin direncini arttırmaya kadar, orman ve gıda döngüsünde önemli bir zenginlik yaratıyor. Olumsuz bir etkiyle bir tür tek başına mücadele edemese bile sistemin bütünlüğünü devam ettirmesini, darbenin sonuçlarının sınırlı kalmasını sağlayan güç, çeşitlilik ve türler arasındaki dayanışma ilişkisi.
Sürdürülebilir yaşamın temel unsuru bahçecilikte de ilk tavsiyemiz her zaman biyoçeşitlilik ve kardeş bitkiler üzerine. Monokültür yerine polikültüre geçme çabası bundan. Doğal sistemlerde sağlıklı işleyen düzen, türler arasındaki ilişkiler ve dayanışma ile oluşur. Besin elde etme ve zararlı saldırılarına karşı kendilerini korumada birbirlerini desteklerler. Aslı çok daha girift ama basit örnek şu: Sadece domates yetiştirilen bir bahçeye bir hastalık, zararlı veya dışsal başka bir etki geldiğinde tüm ürünleri kaybederiz ama farklı türler olduğunda daha dayanıklı bir sistem ve hasat edeceğimiz ürünler olur. Kalıcı sağlıklı dengelere sahip, sürdürülebilir bir bahçe için biyoçeşitliliğin yararlarını sıralayalım:
- Sepeti çeşitlendir, riski azalt: Farklı türler aynı zarardan etkilenmeden yaşayıp ürün vermeye devam eder.
- Bırak zararlıyı avcısı yesin: Bir türe zarar veren türün avcısını da bahçemize çekeriz. Bahçelerimizi gözdesi uğur böceği en güzel örneği. Görmek için can attığımız uğur böceği, zararlı böceklerin larva ve yumurtalarını yiyor. Gelmesi için besin kaynağı olmalı, yani bir miktar “zararlı”. Bu arada, zararlı ne olduğu konusuna girersek insan türü olarak derin bir yenilgi alacağımızı unutmayalım.
- Besin çeşitliliği: Topraktaki mineral ve organik maddelerin hepsinin alıcısı farklıdır. Türler farklı element ve minerallerle beslenirler. Böylece aynı toprak alanında farklı türler yetişebilir. Benzer şekilde, besleyicilikleri de çeşitlenmiş, tamamlanmış olur. Bitkilerin kullandıkları besinler kadar sağladıkları besinler de çeşitlilik gösterir. Unutmayalım ki insan beslenmesinin de en çarpıcı vurgularından biri, “tabağında tüm renkler olsun”. Tek renk, tek tür beslenmek, ölçülebilir sorunlara yol açıyor. Kendi sağlığımız için de çeşitli beslenmek zorundayız.
- Kardeş bitkiler: Bazı bitkiler yan yana daha iyi büyürler. Bu çok geniş bir alan ama köylerimizde de sık kullanılan domates aralarına fesleğen kullanılması örneğini vermeden geçemeyeceğim. Bitkilerin yan yana daha sağlıklı büyümesi hem “zararlının zararlısını çeksin” ya da “zararlıyı kaçırsın”, yani zararlı kontrolü yönünden, hem besin ve kök/dal/yaprak ve yetişme sırasında birbirleriyle ilişkileri açısından geçerli. Üç kız kardeş diye bilinen, Anadolu’da Karadeniz’de de kadim tarım kültürümüzde uygulanagelen dikim şekli bunun iyi örneklerinden..
Mısır çabuk büyür, dimdik boylanır. Fasulye, mısıra tırmanarak kendini taşıtır. Kabak ise yere yakın ve geniş yapraklarıyla güneş paneli gibidir. Hem kendisi için gereken bol güneşi diğerlerine engel olmadan alır, hem de o koca yapraklarının altında, tüm üç bitkinin diplerine ve toprağa koyu gölge yaparak aşırı ısınmayı, su kaybını önler. Eğer fasulyeyi çiçeklenmenin başında hasat edersek, köklerinde bağladığı azot toprakta kalır ve diğer bitkilerin kullanımına sunulur. Ama yok büyümelerini bekler ve bu üçlüden biz kendimiz beslenmek istersek o azotu protein olarak bize verir.
Kültürel Çeşitlilik de benzer değil mi? Hep birbirine benzeyen insanlar arasında bir fikri ne kadar geliştirebiliriz? Tarih farklı kültürlerin birbiriyle etkileşimiyle doğan yeni ve daha zengin fikirler, toplumsal ve sanatsal deneyimlerle dolu. Aynı türden ve yaştan bireylerin olduğu bir ormana kıyasla farklı tür, boy, yaş, çiçeklenme zamanı içeren bitkilerden oluşan karma bir orman, içerdiği daha yüksek canlılıkla bizi daha çok heyecanlandırıyor. Üstelik evrimin daha üst aşamalarında türlerin ve canlılığın gelişmesine imkân tanıyor. İnsan evriminde farklı türler arasındaki dayanışmanın önemine dair, Pyotr Kropotkin’in önemli çalışması[ii], “Karşılıklı Yardımlaşma”da ortaya koyulan düşünceyi bilinçli bir şekilde mevcut sosyokültürel dünyamıza uygulamayı deneyebilsek ne güzel sonuçlar gelişirdi kim bilir.
Tekrar örneklere gerek olmadan bu basit ilkeyi, ona yönelik gözlemimi siz anlatabildim sanıyorum ki. Hem sosyal hem de doğal sistemler için çeşitlilik berekettir.
Yerküre genelinde biyoçeşitlilik alarm verecek düzeyde tehlikede. Pek çok türü hızla kaybediyoruz ve kaybetme hızının yavaşlaması bile söz konusu değil. Başta gelen sorumlu da insan baskısı. Daha çok doğal alanı yok ediyor, daha geniş alanlara faaliyetlerimizle yayılıyoruz. Farklı türler için yaşam alanı hatta vaha olan doğal alanların kaybı, türlerin hızlı yok oluşuna yol açıyor, bu da doğanın hassas dengesi için büyük bir risk.
Kültürel ortamlarda da çeşitliliği kaybediyor olabilir miyiz ve bunun kültürümüzün, dünya algımızın ve ürettiklerimizin gelişimine olumsuz etkisi oluyor olabilir mi?
Eğer böyle bir sorun varsa şanslıyız çünkü çözümü de görebiliyoruz. Bahçelerimizi monokültürden polikültüre dönüştürerek doğa adına geri kazanmamız mümkün olduğu gibi, sosyokültürel ortamımızda da çeşitliliği, buna bağlı olarak etkileşimi, yardımlaşma ve dayanışmayı desteklemeyi seçebiliriz.
Güzel bir yaşam umudumuz buradan geçiyor.
[i] Biyoçeşitlilik ve önemi için Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği kaynaklarından: https://unfccc.int/news/why-biodiversity-matters (7 Mayıs 2026)
[ii] Kropotkin, Pyotr; Evrimin bir Faktörü Karşılıklı Yardımlaşma,

Mimar ve ekolojik yerleşim tasarımcısı. Kırsalda, sürdürülebilir yaşamın yeniden kurulabilmesi için disiplinlerarası şekilde tasarım ve proje uygulamaları yapıyor. Devamlılık, dayanışma, çeşitlilik gibi yaşamın temel kalıplarını hem projelerinde hem de içinde bulunduğu ekipler ve topluluklar içinde hayata geçirmeye çalışıyor.
Yeşilüzümlü, Fethiye’de yaşıyor. Yeşilüzümlü ve yöresinde yıllardır parçası olduğu çevre koruma hareketi, Dağ Taş Aş Bizim Platformu ile çok sayıda doğa tahribatının engellenmesine destek verdi.
2024’ten beri TEMA Vakfı Fethiye İlçe Sorumlusu, gönüllüsü.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
