Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Gündem Fethiye’den Hülya Çetinkaya’nın “Ekinanbarı Desalinasyon (Tuzlu Su Arıtma) Tesisi Projesi” ile ilgili sorduğu soruya yanıt verdi.
Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Akyaka’da, 14 Ocak 2026 tarihinde yemek etkinliği düzenlendi.
Gündem Fethiye’den Hülya Çetinkaya, “Ekinanbarı Desalinasyon (Tuzlu Su Arıtma) Tesisi Projesi”nin deniz ekosistemi açısından zararlı ve pahalı olduğu yönünde yapılan eleştirileri Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’a sordu.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü’nün Bodrum’a ilave su sağlamak amacıyla başlattığı projenin, çevresel etki değerlendirmelerinin yapıldığını belirten Aras, şunları söyledi:
“Zaten bütün kurum, kuruluş görüşlerinin hepsi alındı. Daha sonra özellikle o bölgede Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olumlu görüşlerini verdi. ÇED’le ilgili yine olumlu görüşleri verdi. Sonra diğer Tarım Bakanlığımız ve o bölgeden sorumlu diğer kurum ve kuruluşlar olumlu görüş verdi.
En son yine Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum oraya kamu yararı kararı imzaladı. Bakan yetkisinde çünkü biz zaten sonrasında artık bunun hayata geçirebileceğini açıkladık. Ayrıca, ekolojik yıkım şu anda su ile ilgili her alanda var.”


“ÜÇ TERMİK SANTRALİN KULLANDIĞI SU, NEREDEYSE BODRUM’UN BİR YILLIK SUYUNA YAKIN BİR HACİMDE”
İklim krizinin etkilerinde kuraklık olduğunu ve barajlarda su olmadığını dile getiren Aras, şu ifadeleri kullandı:
“Aynı şekilde yeraltı suları sürekli 24 saat insan için kullanıldığından 150 litre saniye, beşte bire 30 litre saniye kadar düştü.”
Termik santraller hakkında konuşan Aras, şunları aktardı:
“Üç termik santralin kullandığı su, neredeyse Bodrum’un bir yıllık suyuna yakın bir hacimde. Ancak, orada bahsettiğiniz gibi davalar açılıyor. Biz, Geyik Barajı’nın sadece ve sadece içme suyu kaynaklı kullanılması için başvuruda bulunduk ve dava açtık ama davamız maalesef reddedildi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Aynı şekilde Dalaman Çayı’ndan talep ettiğimiz 50 milyon metreküpün üzerindeki bir su, yine oradaki akarsuyumuzdan ve Akköprü Barajı’ndan alacağımız suyu da ‘sizin ihtiyacınız yok’ diyerek Devlet Su İşleri (DSİ) reddetti.”
“ORADAN ÇIKAN TUZLU SUYA BALIK ÜRETİM ÇİFTLİKLERİNİN İHTİYACI VAR VE BİZ DE ONLARA İLETECEĞİZ”
En uygun çözümü bulmalarının gerektiğini belirten Aras, şunları söyledi:
“En optimum çözüm ki çevre etkileri de düşünülerek şu anda denizden arıtma. O bölge bir tuzladır aynı zamanda balık üretim yeridir. O bölge ekolojik açıdan da çok kıymetli bir bölgededir, sazlıktır. O bölgeden aldığımız su, bir kere Suşi’nin kaynağından alınmayacak.
Denize boşalacağı yere yakın bir yerden alınacak. Sonra oranın tuzluluk oranın çok düşük olduğu için, diğer deniz suyuna göre neredeyse yüzde 70 daha az, diğerinin iletkenliği yüzde 33’se bunun iletkenliği yüzde 13. O yüzden, çıkan suyu da o bölgedeki faaliyet gösteren toprak havuzda balık üreten çiftliklere vermek üzere onlarla da gerekli istişareleri yaptık.”
Aras, cevabının devamında şunları dile getirdi:
“Oradan çıkan tuzlu suya zaten balık üretim çiftliklerinin ihtiyacı var ve biz de onlara onu ileteceğiz. Onlar pompajla, yani kuyular açarak o suyu çekiyorlardı. Şimdi biz arıtma tesisinden çıkan suyu onlarla buluşturacağız.
Tabii ki belli bir bölümü de belki deşarj olabilir yine kalanı ama o bölgenin tuzluluğunu, ekonomik yapısını, deniz ekosistemini minimum bozacak diye sistem. Hatta ben bozmayacağını düşünüyorum ki uzmanların bazıları da bunu söylüyorlar.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“KAMUYA VEYA ÇEVREYE ZARAR VERECEK BİR UYGULAMAYA KESİNLİKLE İZİN VERMEYİZ”
Bilimsel yapılan çevre etki değerlendirme raporlarına göre konuştuklarını ifade eden Aras, şunları söyledi:
“Muğla Su İnisiyatifi’miz veya diğer inisiyatifler müsterih olsun. Bizi biliyorsunuz biz şeffafız. Bizim belediyemiz şeffaf belediye. Her şey açık, ağzınızda. Zarar varsa onu da söylerim. Benim için bu bir kısıt değildir. Onu da söyledim çünkü biz buraya halkın yararına çalışmak için, kamu yararına çalışmak için geldik.
Kamuya zarar verecek veya çevreye zarar verecek bir uygulamaya kesinlikle izin vermeyiz ama bugün eğer diyorsanız ki evet, Bodrum’un veya Muğla’nın su ihtiyacı veya bölgenin, Yatağan’ın, Milas’ın su ihtiyacı nasıl karşılanacak? Bana göre termik santralleri kapatılması lazım. Bunun başka da bir açıklaması yok.”
Belli bir terminde, belli bir dönüşümle, adil geçişle yapılması gerektiğini vurgulayan Aras, şu ifadeleri kullandı:
“Yeşil enerjiye dönüş bir taraftan istihdam için, orada çalışan, oradan ekmek yiyen emekçilerimizin emeklerini garanti altına alınması ve yerine koyduğumuz enerjiyle beraber de oradaki termik santrallere ihtiyaç kalmaması. Bu da belirli bir terminde olabilir.”
“TARIMSAL, KÜLTÜREL, ÇEVRESEL NE VARSA HEPSİNİ YOK EDECEK ŞEKİLDE AÇIK MADENCİLİĞE AÇIYORLAR”
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında düzenlenen 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31), 2026 yılında Türkiye’de gerçekleştirileceğine dikkat çeken Aras, şunları aktardı:
“Hem ‘COP 31’ yapacağız diyor. İklim krizi ile ilgili zirveyi aldık, gurur duyuyoruz ama bir taraftan da vahşi madenciliğe, iklim krizinin etkilerini arttıracak birçok uygulamaya ve hatta yasaya, kararnameye imza atan yine aynı kalem. Bunun da bilinmesi lazım.”
Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı’nın çevresindeki 679 parsellik tarım arazisinin, maden için acele kamulaştırılması hakkında konuşan Aras, 12 Mart 2024 tarihinde Cumhurbaşkanı Kararı ile 190 parsellik arazinin acele kamulaştırıldığını ve 14 Mart 2024’te Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, kararın yürürlükten kaldırıldığını hatırlattı.
Aras, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Şimdi zeytinliklerin madene açılmasının sağlayan yasayı da geçirerek bu sefer iyice önünü açtılar ve şimdi de acele kamulaştırmayla içinde üç tane, dört tane köyü de barındıran 6 milyon metrekare alanı, açık madencilik ve oradaki tarımsal, kültürel, çevresel ne varsa hepsini yok edecek şekilde açık madenciliğe açıyorlar.
Su mu, bu mu? Oradaki yaşam mı, yoksa ucuz veya linyit kömürü mü? Oradaki enerji ihtiyacının yerine koyulabilecek rüzgar santralleri, güneş santralleri mi yoksa hala daha artık tedavülden kalkmış olan fosil yakıtlı kömür santralleri mi? Politikanız ne? Bunu açıklayın, biz de su ihtiyacımızı o zaman nereden karşılayabileceğimizi bilelim.”
“DESALİNASYON PROJEMİZİ YAPACAĞIZ”
Bu konunun, toplum sağlığını ilgilendirdiğini belirten Aras, şu ifadeleri kullandı:
“Toplum burada susuzluktan kırılırken gidip de termik santralin soğutma suyu için bunu kullanamazsın. Bu ikisi arasında bir öncelik olması gerekir. O yüzden bizim desalinasyon projemizi yapacağız ama eğer termik santraller, ‘tamam artık biz tedavülü doldurduk’ -ki zaten 25 sene önce doldurdular- ‘biz artık burada yerine yeşil enerjiyi de koyduk. Rüzgarımızı, güneşimizi’ derse o zaman biz mümkün olduğu kadar diğer ekosistemlere zarar vermeyecek şekilde yeni bir politik karar gene alırız yani burada sorun yok.”
Aras, konuşmasının devamında şunları aktardı:
“Biz halkımıza ihtiyacı olan suyu, değişik kaynaklarla çeşitlendireceğiz. Aynı zamanda mevcut isale hatlarının, arıtma tesislerinin şebekenin de yenilenmesi için büyük bir gayret içinde çalışacağız ki çalışıyoruz.”
Şu ana kadar MUSKİ olarak yaptıkları yatırımın, 2025 yılında 6 milyarı geçtiğini söyleyen Aras, şunlara dikkat çekti:
“Sürekli kayıp kaçacak ve patlakları, çatlakları önlemeye gayret ediyoruz, hatları değiştiriyoruz. Bir de gri su kullanımını, yani atık su arıtma tesislerinden geri kazandığımız suyu temizleyerek, arıtarak onları tarımsal veya peyzaj veya temizlik alanlarında kullanmak ve böylece insan ihtiyacı olan ve çok kıt olan içme suyu ve kullanma suyunu muhafaza etmek, tasarruf etmek. Derdimiz bu.”
“CEBİNDE PARA OLAN, ‘BEN SUYU SONUNA KADAR KULLANIRIM’ DİYOR”
Özellikle çim alanlarının, ciddi bir su sarfiyatına sebep olduğunu dile getiren Aras, şu ifadeleri kullandı:
“Biz belediye olarak kuru peyzaja zaten başladık. Ancak özellikle yeni projelerde, villalarda otellerde çok büyük çim alanlar var ve bir dönüm çim alan, günde 6 ton sulanıyor. 6 ton su, bir kişinin bir aylık ihtiyacıdır. O yüzden bunları da imar planlarındaki kararlarla ve Meclis kararlarıyla da kurala bağlayacağız.”
Ayrıca su kullanımındaki kademeler hakkında konuşan Aras, şunları dile getirdi:
“15 tona kadar belli bir rakam 36 TL, sonra 15 ile 40 ton arasında belli bir rakam, 40 tondan sonra da belli bir rakam yani yükseliyor. Sarfiyat artıkça yükseliyor ancak bu konuyu çözmüyor çünkü cebinde para olan, ‘ben suyu sonuna kadar kullanırım’ diyor.
Biz burada insani ihtiyacı tespit edip bir aile dört kişiyse ve 24 tona ihtiyacı varsa onun üzerindeki kullanımların hepsini denetlemeye çıkacağız. Sen bunu ne yapıyorsun, araba mı yıkıyorsun, ticaret mi yapıyorsun, çim mi sunuyorsun, havuz mu dolduruyorsun? Suda adaleti de MUSKİ sağlayacak Muğla’da.“
GEYİK BARAJI’NIN SUYUNU KİM KULLANIYOR?
Milas Geyik Barajı 1986-1988 yılları arasında Sarıçay üzerinde içme suyu temini için devlet tarafından inşa edilmişti fakat barajdaki su Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından 1986 yılında kurulan Yeniköy Termik Santrali’ne soğutma suyu için tahsis edilmişti.
Santral, 2014’te özelleştirilerek IC İçtaş Enerji ve Limak Enerji ortaklığındaki Yeniköy-Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. (YK Enerji) tarafından işletilemeye başlanmıştı.
YK Enerji’nin madene dönüştürmek için kesmek istediği Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’deki Akbelen Ormanı çevresinde yaşayan yurttaşların santralin bölgedeki suyu kestiğine yönelik açıklamalarının ardından Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MUSKİ) 2020 yılında bir açıklamada yapmıştı. Açıklamada özelleştirme devri sırasında iki termik santralin yanı sıra liman, madencilik sahaları ile lojman tesisleri ve Geyik Barajı’nın yüzde 75 hakkı ile Dereköy’de önceden Türkiye Elektrik Kurumu’na ait olan muhtelif parseller üzerindeki sondaj kuyularının da YK Enerji’ye devredildiği belirtilmişti.
MUSKİ, bu devire karşı çıkarak su kaynaklarının MUSKİ’ye devredilmesi için hukuki yollara başvurduğunu belirtmiş fakat sonuç alamadığını dile getirmiş ve şunları söylemişti:
“Danıştay 1. Dairesi 3 Ekim 2017 tarih, k.2017/1611 sayılı kararı ile bilirkişi raporundan hareketle Kemerköy ve Yeniköy Termik Santrallerindeki üretim faaliyetinin kapasite düşüklüğü yaşanmadan devamı için taşınmaza Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) Genel Müdürlüğü’nün daha fazla ihtiyacı olduğu sonucuna vararak MUSKİ Genel Müdürlüğü’nün devir isteminin reddi kararını kesin olmak üzere vermiştir.”
Su kaynaklarının MUSKİ’ye devredilmemesinin gerekçesi ise kuraklık döneminde termik santralin suya daha çok ihtiyacı olduğu ve su kullanımının kısıtlanabileceği olarak gösterilmişti.
Muğla Büyükşehir Belediyesi 8 Ocak 2024 yılında yaptığı bir açıklamada, Bodrum’daki su ihtiyacının giderilebilmesi için Geyik Barajı’nın Elektrik Üretim Anonim Şirketinden (EÜAŞ) satın alıp buradaki suyun tamamını Bodrum’a aktarmayı planladıklarını açıklamıştı.
Buna karşılık Muğla Su İnisiyatifi (MSİ) Su Tahsisleri Hakkındaki Yönetmeliğin 7’nci maddesinde suyun kullanımında halkın içme ve kullanma suyu ihtiyacını en başa koyulduğunu hatırlatarak Geyik Barajı’nın suyunun termik santrale soğutma suyu olarak verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmişti ve satın almaya itirazını şöyle dile getirmişti:
“Muğla Büyükşehir Belediyesi yaptığı açıklamada Geyik Barajı’nı satın alarak Bodrum’da yaşanan su sıkıntısını çözmek istediğini kamuoyu ile paylaşmıştır. Peki kimin parası ile? Elbette ki Muğlalıların… Suyun on yıllardır bölge halkını susuzluğa mahkûm ederek hukuksuzca çalıştırılan termik santrallere peşkeş çekilmesine ses çıkarmayan BŞB Yönetimi davacı olmak yerine adaletsizlik kervanına katılarak bizlere yeni bir bedel ödetmeye hazırlanıyor. MSİ olarak Muğla BŞB yönetimine sesleniyoruz: Su yaşam hakkımızdır, ticaret konusu olamaz. Geyik Barajı zaten kamunundur ve daha fazla bedel ödemek istemiyoruz. Paramızın nereye harcanacağına biz karar veririz, halk adına böyle bir kirli ticarete girmenize onay vermiyoruz!”
Büyükşehir ise 17 Ocak 2024 tarihinde yaptığı bir başka açıklamada, “Bodrum’un su sorununun ortadan kalkması için kısa vadede başka yolumuz bulunmamaktadır” açıklaması yapmış ve Geyik Barajı’nın su kullanımına dair şu rakamları paylaşmıştı:
“MUSKİ ekipleri tarafından yapılan araştırmalara göre Bodrum’un yıllık su ihtiyacı 44,41 milyon metreküp olarak hesaplanırken Yarımada’ya Geyik, Mumcular barajları, Çamköy ve çeşitli bölgelerdeki yeraltı su kaynakları dahil toplam yıllık 29,50 milyon metreküp su sağlanıyor. Bu şekilde Bodrum’un su ihtiyacının sadece yüzde 66’sı karşılanabiliyor ve 14,92 milyon metreküp su açığı bulunuyor.”
Aynı açıklamada Geyik Barajı’ndan Yeniköy Kemerköy Termik Santrali’ne ise yıllık yaklaşık olarak 14 milyon metreküp suyun soğutma suyu olarak verildiği belirtilmişti.
YURTTAŞLARDAN BARAJLARDAKİ SUYUN TERMİK SANTRALLERE SOĞUTMA SUYU OLARAK VERİLMESİNE KARŞI DAVA
MSİ, yönetmeliklere aykırı biçimde Devlet Su İşleri’nin Yeniköy ve Yatağan termik santrallerine yaptığı su tahsisine karsı 5 Şubat 2024 tarihinde dava açmıştı.
Yurttaşların açtığı davada, özellikle Muğla’nın Bodrum ilçesinde yaşanan susuzluk sorununun temel nedeni olarak Geyik Barajı’ndan Yeniköy Termik Santrali’ne ve Dipsiz’in yeraltı sularının Yatağan Termik Santrali’ne soğutma suyu olarak kullanılmak üzere tahsis edilmesi gösterilmişti.
MUSKİ yönetimi, Danıştay 10. Dairesi’nde görülen davaya 17 Eylül 2024 tarihinde dilekçe vererek müdahil olduğunu açıklamıştı.
YÖNETMELİK NE SÖYLÜYOR?
Su Tahsisleri Hakkındaki Yönetmeliği’ne göre suyun kullanımında öncelik sıralaması yapılıyor. İlgili madde şu şeklide:
MADDE 7 – (1) Suyun miktarı, kalitesi, havzanın özelliği, zorunlu ihtiyaçlar ve şartlar başka türlü bir çözüm yolu gerektirmedikçe, su kaynaklarının kullanım amaçlarında aşağıdaki öncelik sırası uygulanır:
a) İçme ve kullanma suyu ihtiyacı.
b) Çevresel su ihtiyacı.
c) Tarımsal sulama ve su ürünleri yetiştiriciliği.
ç) Enerji üretimi ve sınai su ihtiyaçları.
d) Ticari, turizm, rekreasyon, madencilik, taşıma, ulaşım ile sair su ihtiyaçları.
(2) Su kaynağının yeterli olması halinde, havza planları çerçevesinde kaynağın birden fazla amaçla kullanımına öncelik sırası gözetilerek izin verilebilir.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!












